Etkinlikler - Çağdaş Türkiye Tarihi Seminerleri 2007-2008
20 Ekim 2007 – Prof. Dr. Zafer Toprak
Anayasal Monarşi ve İttihatçıların Dramı
İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin ileri gelenleri, 1908-1918 dönemi icraatlarından dolayı iktidardan çekilişlerinin ertesinde üç kez yargılandılar. Cihan Harbi ertesinde, Kasım 1918'de Meclis-i Mebusan'ın komisyonlarının biri olan Beşinci Şube'de sorguya çekildiler; 1919 Nisan'ında Divan-ı Harb-ı Örfi'de ifade verdiler ve nihayet 1926'nın yaz aylarında, İzmir suikasti ertesinde İzmir ve Ankara'da İstiklâl Mahkemesi'ne çıkarıldılar. Bu yargılama süreci Türkiye tarihinin belki de en uzun ve kapsamlı siyasi davasını oluşturdu. İmparatorluktan ulus-devlete dönüşümü ifade eden bir çağ, bu çağı yaşayan bir kuşak, bu kuşağı temsil eden bir siyasal örgüt, Cumhuriyet için bir laboratuvar niteliğindeydi. Osmanlı Devleti'nin çöküşünü ve yeni bir ulus devletin doğuş sancılarını içeren bu sorgu-sual süreci, özünde, bir dönemi kapayan ve yeni bir dönem açan ve İttihatçı diye bilinen bir neslin dramıydı.
17 Kasım 2007 – Prof. Dr. Taner Timur
II. Meşrutiyet'in Yakın Tarihimizdeki Yeri: Sorgulamalar
Konuşmada, 1908'deki "Hürriyetin İlanı", uluslararası konjonktür, toplumsal dayanakları ve fikir hayatımıza katkıları açılarından sorgulanacak. Hareketin yakın tarihimizde bir kesinti yaratıp yaratmadığı, bir "devrim" sayılıp sayılamacağı da sorgulamalar arasında yer alacak.
15 Aralık 2007 – Doç. Dr. Nadir Özbek
Savaş ve Toplumsal Mobilizasyon: II. Meşrutiyet Döneminde Sivil Toplum ve Kamusal Alan
Konuşmada, Osmanlı yardım cemiyetleri üzerinden, II. Meşrutiyet döneminde devlet-toplum ilişkileri irdelenecek. İncelenecek olan Osmanlı Hilal-i Ahmer, Osmanlı Donanma-yı Milliye İane ve Müdafa-yı Milliye Cemiyetleri, 1908 Jön Türk devriminden sonra kurulmuş ve Jön Türklerin siyasi etkinliklerinde önemli birer araç olmuştur. Diğer bir ifadeyle, Jön Türkler "siyasi kamusal alan"ın imkanlarını, ideolojileri çerçevesinde şekillendirmiştir. Bu nedenle, sözü edilen cemiyetler üzerine yapılacak konuşma, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemindeki devlet-toplum ilişkilerinin ve "siyasi kamusal alan"ın sınırlarının daha iyi ortaya konulmasını sağlayacak.
19 Ocak 2008 – Sacit Kutlu
İkinci Meşrutiyet Döneminin Düşünce Akımları
Meşrutiyet’in yeniden ilanıyla birlikte çok renkli ve canlı bir tartışma ortamı oluşmasına rağmen, bu dönemdeki düşünce akımlarının belirleyici özelliği, Tanzimat’taki gibi, fikirlerdeki yüzeysellik olmaya devam etti. Felsefenin önemsenmediği, deney ve araştırma alışkanlığının oluşmadığı Osmanlı yaşamında, fikir akımları düşünürlerin veya bilim adamlarının ürettikleri düşünceler olmaktan uzaktı. Batıda üretilen fikirleri tercüme veya aktarma işlevini dergi ve gazeteler üstlenmişti. Bu düşünceleri benimseyen ve Osmanlı toplumuna tanıtan kişiler de gazeteci, edebiyatçı veya bürokrat kimlikli aydınlardı. İslamcı, Batıcı, Osmanlıcı, Türkçü veya belirli dozlarda bu akımların birkaçının veya hepsinin izleyicisi olan Osmanlı aydınları, dogmatik dini düşünceden kaçmak isterken, etkilendikleri ve fazla irdelemeden batıdan hazır reçeteler halinde aldıkları fikir akımlarına aşırı derecede bağlanarak, başka bir fanatizme düşüyordu.
16 Şubat 2008 – Dr. Fuat Dündar
1908 Diyarbakır’ı, Ziya Gökalp ve Kürtlüğün Sorun Olarak Tanımlanması
Konuşmada, 1908 Devrimi’nin Diyarbakır’da yarattığı altüst oluş ve "Kürt Sorunu"nun ortaya çıkışına etkisi üzerinde durulacak. Abdülhamid’in imtiyazlı "Kürt Kılıcı" Milli İbrahim Paşa’nın bölgedeki hakimiyetine karşı ilk direnişi gerçekleştiren Ziya Gökalp’in, 1908 Devrimi’yle bu hakimiyeti nasıl alaşağı ettiği, "Saki İbrahim Destanı"ndan okunacak. Ardından, Peyman dergisindeki yazılarıyla Gökalp’in Kürt sorununu nasıl betimlediği ve bunun İttihatçıların Kürt politikasını nasıl şekillendirdiği tartışmaya açılacak.
15 Mart 2008 – Yrd. Doç. Dr. Yavuz Selim Karakışla
1908 Grevleri
24 Temmuz 1908 günkü gazetelerle duyurulan "İlân-ı Hürriyet" ile anayasal rejime geçilmesiyle birlikte, Osmanlı İmparatorluğu’nun her yanını dalga dalga gelen gösteri ve grevler sardı. "İlân-ı Hürriyet"ten yalnızca iki hafta sonra, Rumeli’de yürüttüğü eylemlerle 1876 Anayasası’nın yeniden ilan edilmesine yol açan İttihâd ve Terakki Cemiyeti, bir duyuru yayınlamak zorunda kaldı. Duyuruda, Osmanlı halkı, sevinç gösterileri yapmaktan vazgeçmeye davet ediliyor ve herkesin bir an önce işinin başına dönmesi isteniyordu. Ancak, gösteri ve grevler giderek arttı ve 1909 yılına dek aralıksız devam etti. Seminerde konu, "İlân-ı Hürriyet"ten yalnızca iki ay kadar sonra, 10 Ekim 1908’de, daha Osmanlı Meclis-i Meb’ûsân’ı henüz ilk oturumunu gerçekleştirmeyi bile başaramamışken, grevlerin yayılmasından çekinen Osmanlı hükümeti tarafından kabul edilen "Tatil-i Eşgâl Kanûn-ı Muvakkatı"ndan yola çıkılarak ele alınacak.

|
 |