Etkinlikler - Özetler
Osmanlı Ekonomisinde İç Borçlanmanın Gelişimi
(16-19. Yüzyıllar)
Murat Çizakça
Osmanlı ekonomisinin dikkat çekici özelliklerinden biri,
devletin dış kaynaklardan borç almaya nispeten geç bir tarihte
başlamasıdır. Tarihçiler imparatorluğun gerilemeye başladığı
tarih olarak 1699 yılını verseler de, ilk dış borçlanma Kırım
Savaşı sonrasına yani 19. Yüzyıl ortalarına kadar gerçekleşmemiştir.
Bu çalışmada, Osmanlı İmparatorluğu'nun, tarihinin en çalkantılı
150 yıllık dönemi boyunca dış borçlanmaya gitmemiş olmasının,
ihtiyaçlarını iç kaynaklardan karşılayabilme yeteneğinden
ileri geldiği tartışılacaktır.
Giderek artan mali ihtiyaçların karşılanması için Osmanlı
Devleti'nin kullandığı iç finansman araçları sürekli olarak
evrim geçiriyordu. Bu araçların çoğu, vergi toplama hakkının
girişimcilere devredilmesini içeriyordu. On altıncı ve on
yedinci yüzyıllarda bu hak kısa süreli olarak veriliyordu,
ancak, iltizam sahiplerinin görev süresi zamanla uzatıldı.
1699'daki yenilgi sonrasında malikâne sisteminin devreye sokulmasıyla
birlikte, mültezimlere ömür boyu vergi toplama hakkı verilmeye
başlandı. Malikane sistemi devletin gelir elde etmesi açısından
son derece başarılı olmuş ve kamu maliyesi alanındaki hakimiyetini
on sekizinci yüzyılın sonuna kadar devam ettirmiştir.
Ancak 1774'teki diğer bir yenilgi, devleti bir kez daha bu
alanda yenilikler yapmaya zorladı ve malikâne sistemi yerini
yavaş yavaş esham sistemine bıraktı. Esham sistemi, acil ihtiyaç
duyulan gelirleri elde etme konusunda başarılı olmuş ancak
merkezi karakterinin ciddi ölçüde güçlenmesiyle sonuçlanmıştır.
Vergi kaynaklarını yöneten özel şahısların yerine yetersiz
kalan bürokratların geçmesiyle, zamanla vergi toplamada aksamalar
yaşanmaya başlandı ve böylece dış borçlanma yoluna girilmiş
oldu.
Özetler sayfasına dönüş
Bankacılık, Ticaret
ve Yatırımlar Kolokyumu sayfasına dönüş
Etkinlikler sayfasına dönüş
|