Güncel - Voyvoda Caddesi Toplantıları 2008-2009
A. SİYASİ İKTİSAT SÖYLEŞİLERİ
Her ayın birinci çarşamba günü 18:30-20:30 saatleri arasındaki söyleşilerde,
"Yeni "Türkiye'yi Anlamak" teması işleniyor.
2 Nisan 2008 - Doç. Dr. Ayhan Kaya
Zorunlu Göç Bağlamında Geri Dönüş ve Entegrasyon
TÜBİTAK tarafından desteklenen ve Diyarbakır, Mersin ve İstanbul’da zorunlu göç mağdurlarıyla yapılan derinlemesine mülakatlar aracılığıyla gerçekleştirilen “Günümüz Türkiyesi’nde Yaşanan iç Göçler: Geri Dönüş mü, Entegrasyon mu?” başlıklı araştırma projesinin Diyarbakır’a ilişkin bazı bulgularını sizlerle paylaşmak istiyorum. Burada sizlere Diyarbakır’ın değişen sosyo-ekonomik yapısı, Batı ve Kuzey illerine doğru yaşanan mevsimlik göç, şiddet karşısında kadınların geliştirdikleri tepkiler ve köye geri dönüşün imkansızlığı üzerine araştırma ekibi olarak yaptığımız bazı değerlendirmeleri aktarmak istiyorum. Zorunlu göç mağdurları, gerek sahip oldukları ekonomik sermayeyi gerekse sosyal sermayeyi kullanmak suretiyle gidecekleri yeni coğrafyayı belirlerler. Bizim çalışmamızda da benzeri süreçlerin yaşandığı görülmektedir. Güneydoğu’da özellikle dağlık bölgelerde yaşayanların sahip oldukları sosyal ve ekonomik sermayeye bağlı olarak Diyarbakır kent merkezine, Mersin’e veya İstanbul’a göç ettikleri gözlenmiştir. Diyarbakır’da kalanlar en yoksul kitleler olmakla birlikte bölgede yaşanmakta olan gelişmlerin Türkiye çoğunluk toplumunun anlam dünyasından giderek silinmesi reel ve sembolik bir kopuşun izlerini taşımaktadır. Mevsimlik işler için Batı ve Kuzey Anadolu’ya göç edenlerin gündelik hayatta yaşadıkları tepkisel dışlanma deneyimleri, kadınların sergiledikleri kopma halleri, korucular ile korucu olmayanlar arasındaki gerilim ve köye dönüşün artık sadece yaşanmaya devam eden gerilimler nedeniyle değil küreselleşme nedeniyle de imkânsız hale gelmesi gibi gelişmeler, zorunlu göç mağdurlarının bulundukları yerlerde kentsel hayata entegre edilmelerinin gerekliliği konusunda çok önemli ipuçları vermektedir.
7 Mayıs 2008 - Prof. Dr. Ayşe Buğra
Yoksullukla Mücadeleden Ne Anlıyoruz?
1980li yıllarda serbest piyasanın başka bir toplumsal müdahaleye gerek kalmaksızın diğer sosyal sorunlarla birlikte yoksulluğu da etkin bir biçimde ortadan kaldırabileceği inancı hakimdi. Bir süre sonra, bütün dünyada devasa boyutlara ulaşan yoksulluk bu inancın sorgulanmaya başlanmasına yol açtı. 1990ların ikinci yarısından itibaren refah devletinin yerine yeni bir “refah yönetişimi” modelinin konulması gerektiği gündeme geldi. Devletin küçülmesi gerekliliği genel kabul görmeye devam etti, ama devletle işbirliği içinde çalışan özel sektör kurumları ve gönüllü girişimlere merkezi bir rol atfeden yoksullukla mücadele yöntemleri önem kazandı. Bu konuşmada bu yeni modelin sorunları, özellikle Türkiye örneği bağlamında tartışılacak.
4 Haziran 2008 - Prof. Dr. Eser Karakaş
Türkiye ve Değişim
Söyleşide, Türkiye'deki işgücü piyasası ve piyasada meydana gelen değişim incelenecek. Dış talebin şekillendirdiği yeni modernite durumuna açıklık getirilecek konuşmada, "değişmeyen mali demografi" ve "değişim içinde değişmeyenler"e de değinilecek.
B. İSTANBUL SOHBETLERİ
Her ayın ikinci çarşamba günü 18:30-20:30 saatleri arasında, "İstanbul'da Gündelik Yaşam Kültürü" konu ediliyor.
9 Nisan 2008 - Özge Samancı
İmparatorluğun Son Döneminde İstanbul Mutfak Kültürü
Osmanlı tarihinde siyasi, askeri, kurumsal ve ekonomik alanlarda değişim ve dönüşümlerin belirgin şekilde gerçekleştiği 19. yüzyıl’da başkent İstanbul’un yemek kültürü önceki yüzyıllara göre farklılıklar gösteriyor muydu? Yüzyılın ikinci yarısından itibaren, Osmanlı elit çevresinde yavaş yavaş tanınmaya ve benimsenmeye başlanan “alafranga” yaşam tarzları mutfak alışkanlıklarının değişimini ne ölçüde etkilemişti gibi sorular eşliğinde 19. yüzyıl İstanbul mutfak kültürü bu söyleşinin konusunu oluşturmaktadır. Mutfak kültürünü oluşturan temel öğeler, malzeme seçimi, yemek çeşitleri, pişirme teknikleri ve sofra adabı ele alınacak alt temaları oluşturmaktadır. 1844- 1900 yılları arasında İstanbul’da basılmış olan Türkçe yemek kitapları çalışmada yararlanılan temel kaynaklardır. Aynı zamanda paralel bir okuma yapabilmek için aynı döneme ait Osmanlı Saray mutfaklarının muhasebe defterleri ve yüzyıl sonunda İstanbul’a dair gündelik hayatla ilgili bilgileri de içeren Fransız ticaret odası tarafından yayınlanmış olan Revue Commercial du Levant dergisi İstanbul mutfağının keşfinde yararlanılan diğer kaynakları oluşturmaktadır.
14 Mayıs 2008 - Ekrem Isin
Günlük Hayatın İkonografisi: Bir Antikacı Dükkânı Olarak İstanbul
İstanbul’un gündelik hayatı, farklı kültürel katmanların birbiri üzerine yığıldığı arkeolojik bir labirenttir. Nesneler ve imgelerin oluşturduğu bu karmaşık kent ikonografisi, İstanbul’un tarihsel kimliğini şekillendirmiştir. Roma, Bizans ve Osmanlı uygarlık repertuvarında yer alan ikonografik değerler, İstanbul’un bir imparatorluk kenti olarak dünya sahnesinde sunduğu görüntüyü toplumsal bilinçaltına kazımıştır. Bu görüntünün gündelik hayattaki yansımaları, “Antikacı Dükkânı” metaforunda karşılığını bulur. Hayat tarzları, zevkler, üsluplar arasında gezinen tarihçi ise, aslında bu antikacı dükkânının karmaşası içinde kendi toplumsal kimliğini arayan bir müşteriden başkası değildir.
11 Haziran 2008 - Gönül Paçaci
İstanbul’da Müziğin Değişimi, Değişimin Müziği
İstanbul, akla ne gelirse herşeyin üstüste biriktiği bir şehir. Hem kendi kentli estetik birikimini, hem de başka bölge ve kimliklerin birikimlerini biriktirmiş. Inanılmaz bir zenginlik, inanılmaz bir kaos.
İstanbul merkezli bir kültür-müzik zenginliği mirasının üstünde oturuyoruz.
Müziğin bir kendisi, bir de değişimin hızına ivme katan teknolojik sürece bağlı olarak genel kitlelere ulaştığı biçimleri var. Uzun ve dolaylı bir serüven. Bir yaratım kaynağından çıkıp, beraberinde yaratıldığı ortamın pek çok özelliğini taşıyan bir iletişim aracı aslında.
Üretildikleri dönemdeki şekilleriyle kalamayan, bir kere üretildikten sonra pek çok kez aktarılırken giderek şekil ve üslup farklılıklarına uğrayan bir eserler toplamı; diğer bir taraftan da bu farklılaşmaya yol açan dinamik bir katılım ortamı var karşımızda. Örnekleriyle bu süreci izleyeceğiz.
C. AYDINLANMA KONUŞMALARI
Her ayın üçüncü çarşamba günü 18:30-20:30 saatleri arasında, "Aydınlanma'nın Türkiye'yi Şekillendirmedeki Rolü" üzerine konuşulacak
16 Nisan 2008 - Prof. Dr. Galip Yalman
Aydınlanmadan Günümüze Siyasal İktisat
Söyleşide, merkantilizme karşı alternatif bir proje olarak inşa edilmek istenen, piyasayı temel alan toplumsal düzen anlayışının Adam Smith’ten bu yana geçirdiği evrim ve yapılan eleştirel değerlendirmeler ışığında, günümüzde sermaye hareketlerinin serbestleştirilmesi yoluyla dünya ekonomisiyle bütünleşme sürecinde yaşanan toplumsal, ekonomik ve siyasal sorunlara, farklı siyasal iktisat ekollerinin nasıl yaklaştığı irdelenmeye çalışılacak.
21 Mayıs 2008 - Prof. Dr. Füsun Üstel
Aydınlanmaya “Okul”dan Bakmak
Eğitimde modernleşmenin yaşandığı 19. yüzyılın ikinci yarısında, bir yandan okullaşmanın artması diğer yandan da eğitimin niteliği üzerine tartışmaların hız kazanması, “okul”u Osmanlı İmparatorluğu’nu oluşturan ulusların aydınlanma anlatılarında önemli bir kurum haline getirdi. Konuşmada, Osmanlı İmparatorluğu eğitim tarihi, ana akım külliyatının ihmal ettiği eğitim hareketleri, modern bireyin yaratımı ve uluslaşma süreci açısından değerlendirilecek.
D. OBJE VE RİTÜEL SÖYLEŞİLERİ
Her ayın dördüncü çarşamba günü 18:30-20:30 saatleri arasında, sanatın günlük yaşama yansıması ve yaşamı algılayış kültürü üzerine konuşulacak
30 Nisan 2008 - Nezih Başgelen
Havadan Orta Fırat
Eski Ahit'in Tekvin (2.10-14) bölümünde Fırat ve Dicle'den Tanrı’nın bahçesini sulayan nehirler olarak söz edilmekte, dünya tarihinde de Fırat ve Dicle arası uygarlığın doğduğu alan olarak ayrı bir önem taşımaktadır. Gerçekten de hiçbir bölge, uygarlık tarihine Fırat ve Dicle havzalarının yaptığı katkıları gerçekleştirmemiştir. Günümüzün uygarlığının temelini oluşturan pek çok önemli buluş; yazı, hesap, madencilik, evcilleştirilen bitki ve hayvanlar, seri üretim, organize ticaret, ilk kentler, ilk devletler bu coğrafyada ortaya çıkarak gelişmiş ve buradan dünyaya yayılmıştır.
1967'den bu yana GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) kapsamında Fırat üzerinde yapılan Keban, Karakaya, Atatürk, Birecik ve Kargamış barajlarının göl alanlarında yapılan arkeolojik çalışmalar, uygarlık tarihini değiştirecek kadar önemli sonuçlar vermiştir. Tüm bu baraj yapımlarından sonra, uygarlığı doğuran nehirlerden biri olan Fırat, ne yazık ki yakın bir gelecekte Türkiye sınırları içerisinde bir nehir olarak akmayı sürdüremeyecektir.
Nezih Başgelen, konuşmasında, göl olmadan önce Orta Fırat havzasında Birecik ve Kargamış baraj alanlarında havadan ve karadan yaptığı belgelemelerin çarpıcı görüntülerini, gözlemleri eşliğinde aktaracak. Bu alanlardaki kurtarma kazıları, su altında kalan değerler, Birecik, Zeugma tufanından kurtulabilenler, Halfeti, Kalemeydanı ve Rumkale’deki ilginç eserler, Fırat boyunda Vespasiyanus'un Latince kitabesi, Roma lejyonlarının izleri, Sesonk tümülüsü ve diğer ilginç eserlere yer verilecek.
28 Mayıs 2008 - Dr. Şehrazat Karagöz
Marmaray-Üsküdar Kazılarında Ortaya Çıkarılan Antik Khrysopolis Kenti
Marmaray projesinin Üsküdar Meydanı’ndaki arkeolojik kazıları 2004 yılında başlamış ve hala sürdürülmektedir. Kazılarda, şimdiye dek sadece antik kaynaklarda söz edilen antik Khrysopolis kantine ait buluntular ortaya çıkarılmıştır. Üsküdar Meydanı’nda M.Ö.7.yüzyıla tarihlenen arkeolojik buluntular, Khrysopolis kentinin tarihsel geçmişini kanıtlamakta ve efsane kentin gerçekliğini vurgulamaktadır. Burada ele geçen eserler, Arkaik devirde kurulduğu bilinen Byzantion ve Khalkedon kentleri gibi, Khrysoplis’in de özellikle liman kenti olarak antik dönemde bölgedeki önemini göstermektedir. Bugün yoğun bir trafiğe sahip olan Bülbül ve Çavuş Dereleri, antik dönemde, M.Ö.7-6.yüzyıllarda derin bir koy halindeki Üsküdar Meydanına akıyordu. Farklı zamanlarda, koyun dolmasıyla ve bu dolgunun çeşitli siyasi ve doğal olaylarla, kullanılır hale getirilmesi nedeniyle, kazı yapılan alanda değişik antik uygarlık izlerine ulaşıldı. Arkeoloji dünyası için çok yeni ve bilinmeyen kazı sonuçları değerlendirmeleri bu konferansda sunulacaktır.

|
 |