Etkinlikler - Voyvoda Caddesi Toplantıları 2003-2004

Konaktan Apartmana Geçiş Üzerine Bazı Gözlemler

Stefanos Yerasimos

Bildiğimiz gibi, Galata-Pera-Beyoğlu'ndan söz ettiğimizde, "Galata" Bizanslıların ve ondan sonra Türklerin kullandığı bir terimdir; "Pera" ise Cenevizlilerin kullandığı isimdir ve ikisi de aynı bölge için kullanılır. Osmanlı döneminde Cenevizlilerin Pera dediği suriçi bölgeye Galata dendiğine göre, ondan ötesine, yani Yüksekkaldırım, Tünel ve Galatasaray, hatta Taksim'e kadar giden bölgeye Pera ya da Beyoğlu denildi. İstanbul'un fethinden sonra Osmanlılara teslim edilmiş bu bölgede Galatalılarla bir ahitname yapıldı ve oraya en azından ilk dönemde görece bir özerklik verildi. Ancak bu özerklik zaman içinde yavaş yavaş ortadan kalkmıştır.

Bu ahitnameye göre Galata'da oturanlar kendi kiliselerini kullanmaya devam edeceklerdi, yani kiliseler camiye çevrilmeyecekti. Onun için bundan sonraki yıllarda, hatta 16. yüzyılın sonuna kadar yapılan Osmanlı dini binaları hep Galata surunun dışında inşa edilmiştir. 15. yüzyılın sonunda Galata Mevlevihanesi ve ardından Acemioğlan Kışlası; 1520'lerde Kanuni Sultan Süleyman'ın veziri İbrahim Paşa'nın camisi; Azapkapı'da Sokullu Mehmet Paşa Camii; daha sonra Tophane'de Kılıç Ali Paşa Camii hep sur dışında inşa edilen yapılardı. Bu durumda bir sur içi-sur dışı durumu meydana geldi.

1477'deki ilk ve hemen hemen tek eski Osmanlı nüfus sayımında Galata'da 1520 hane vardır. Nüfus 6500-7000 arasıdır ve bunun % 35'i Müslümandır.

1560'larda, tersanenin etrafında, Kasımpaşa'dan yukarı Okmeydanı'na doğru Piyalepaşa Camii yapılır. En üstte ise 1570'te ilk defa adı geçen Aya Dimitri Kilisesi ve köyü vardır; burası daha sonra Tatavla adını alır. Ondan sonra Haliç kıyısında Hasköy gibi semtler, boğaz kıyısında ise Tophane'den sonra Fındıklı, daha sonra Beşiktaş yer alır. Yukarıda ise, arkada, o dönemdeki belgelerde Maçukat olarak geçen Maçka vardır.

Bu alan 18. yüzyıla kadar çok fazla gelişmeyecektir; bunun bir nedeni su eksikliğidir. Su ya kuyulardan çıkarılmakta ya da Evliya Çelebi'nin de anlattığı gibi karşı taraftan gemilerle, sandallarla taşınmaktadır. Bu durum 1730-1732 arasında değişecektir. Bu dönemde, I. Mahmud zamanında tamamlanan, Bentler yöresinde yapılan bentlerle Taksim'e kadar su getirilip oradan taksim edilmiş ve aynı dönemde büyük anıtsal çeşmeler yapılmıştır.

Bu dönemde hızlanan gelişmenin özellikle bir gayrimüslim gelişmesi olduğunu söyleyemeyiz. Boğaz tarafından Fındıklı, Beşiktaş bir Müslüman mahallesidir; Kasımpaşa da keza öyle. Bugünkü İstiklal Caddesi'nde özellikle elçilikler vardır ve onların etrafında bir Latin Katolik Levanten topluluğu gelişmeye başlamıştır. İlk Rum-Ortodoks kilisesi 1804'te, Ermeni kiliseleri de daha sonra yapılacaktır. Beyoğlu'nun bir Osmanlı-gayrimüslim yerleşim yeri olması 19. yüzyılın sonuna denk düşer.

Galata Kulesi'nin olduğu yerden karşı tarafa doğru bakıldığında, 1760'lara ait görüntülerde, ön planda konaklar görülür. Galata'ya özgü bir konut türüne rastlanmaz. 19. yüzyılın başına ait bir panoramanın bir ayrıntısında ise Galata Kulesi'nin altında Bereketzade Camii'nin minaresi görülür ve yine konaklara rastlanır. Genel görüntü, İstanbul'un karşı tarafında da rastlayacağımız binalardan oluşur. Kuleden Tophane ve Cihangir'e doğru bir ayrıntıda da iki-üç katlı, ahşap, çıkmalı binalar görülür.

1850'lerdeki Galata değişime uğramaya başlamıştır, 6. Daire-i Belediye kurulmuş, surlar yıkılmış, onların yerine oluşturulan caddelerde apartmanlar yapılmaya başlanmıştır. O dönemde İstanbul'da yayımlanan gazetelerde, özellikle de Journal de Constantinople 'daki ev kira ve satış ilanlarına baktığımızda, örneğin 4 Mart 1853 tarihli gazetede, Tepebaşı yakınlarında, dokuz odalı, bahçesi ve kuyusu olan bir evin satılık ilanını görüyoruz. 5 Şubat 1857'de Galata'da Kemeraltı Mahallesi'nde Saint Benoit'nın büyük kapısı karşısında temeli taş, üstü ahşap, yedi büyük oda, üç geniş salon, büyük bir çatı katı ve denize bakan bir terastan oluşan, aynı zamanda bir bahçesi, kuyusu ve bir sarnıcı olan bir evden söz eden bir ilana rastlarız. Yine 1852'de Galatasaray'ın karşısında, on dört odalık, bir mahzeni, bir mutfağı, çamaşırlığı ve avlusu olan bir eve ait bir ilana rastlanır. Bu ilanlardan, tek bir ailenin oturduğu bu konutların çok büyük mekânlar olduğunu anlamak mümkün. Oysa apartmanlara geçtiğimiz zaman çok küçük mekânlarla karşı karşıya kalacağız.

Apartman binaları 4-5 katlı olabilmekte, her katta iki veya daha fazla daire bulunabilmektedir. Daireler dört oda olunca 80-85 metrekare, beş oda olunca ise 100 metrekare civarındadır. Bugünkü kıstaslarla küçük apartmanlardır bunlar. Gazetelerde gördüğümüz kiralık-satılık ev ilanlarına göre ise çok daha küçüktürler. Bu durumda bu apartmanların ilk yapıldıklarında zenginler için değil, orta sınıf için yapıldığını düşünmek mümkündür.

Bu orta sınıfın nereden geldiğini anlamak için ise ilk kaynağımız Annuaire Oriental adlı yıllıklardır. Bu yıllıklarda, apartmanlarda oturanların isimleri ve hangi işle uğraştıkları belirtilmektedir. Örneğin 1912 tarihli Annuaire Oriental 'de Pekmezyan Apartmanı'nda oturanlar İshak Levi (konfeksiyon), Jozef Abuaf (atölyeler), Dominik Eli ve Vitali Levi'nin adları görülür. Diğer apartmanlarla ilgili bilgilere ulaşmak da mümkündür.

Apartmanlarda oturanların gayrimüslim olduğunu ve 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra türemeye başlayan Batı tipi işyerlerinde, şirketlerde çalışan kişiler olduklarını anlıyoruz. Müslüman isimlerine hemen hemen hiç rastlamıyoruz. Rum, Ermeni ve Yahudi olanlar büyük olasılıkla daha önce Balat, Kumkapı, Samatya gibi semtlerde oturan ailelerdir ve iş biçimlerinin değişmesiyle Haliç'in kuzeyine taşınırlar. Eski zanaat-lonca sisteminden çıkıp bir Batılılaşma modeli içine girerler ve evlerinden taşınıp apartmanlarda kiracı olurlar.

Apartmanların sahiplerine baktığımızda, 1905 sigorta planı üzerinden, Galata ve Beyoğlu'nda 78 tane apartman sayılır. Bunların 22'sinin sahibi Müslümandır. 21'i Levantenken, 15'inin adı Rum, 8'inin adı Ermeni, 8'inin adı Yahudi adıdır. Mal sahiplerinde nispi çoğunluk Müslümanlardadır ama hiçbiri binasında oturmamaktadır. Yani apartman, mal sahibi için bir yatırım aracıdır. Müslümanlar dışındaki apartman sahipleri de yapmış oldukları apartmanların içinde genellikle oturmamaktadırlar. Daha yukarıda, Beyoğlu'nun üst taraflarında evlerde oturmaktadırlar.

Goad planına baktığımızda, 1905'te İstiklal Caddesi'nde Tünel-Galatasaray arasında 31, Galatasaray-Taksim arasında 19 apartman vardır. Yukarıya doğru çıkınca apartmanlar seyrekleşir. Sofyalı Sokak'ta 6, Asmalımescit'te 7, Sakızağacı ve İmam Sokağı'nda ise birer apartman vardır.

Cumhuriyet döneminde, Nişantaşı'ndaki konaklar yıkılıp da apartman haline geldiği zaman, artık şehir içine evde oturmak pahalı bir şey olmuş, lüks apartman dönemine geçilmiştir. 1870'te İstiklal Caddesi'nin sol tarafı tamamen yandıktan sonra, Tarlabaşı Caddesi açılır ve bu caddeyle Beyoğlu Caddesi arasında iki-üç katlı evler yapılır. Daha sonra katların ilave edilmesiyle apartmana dönüşür bu evler.

Evlerin planlarına baktığımızda, büyük dairelerde eski ev sisteminin muhafaza edildiğini, sofa ve sofa etrafındaki odalardan kurulu bir düzen var olduğunu görürüz. Sofada gündüz oturulur, buradan salona, mutfağa ve diğer odalara geçilir. Zamanla eski ahşap evin tekrarı olan apartman planından daha Batı modeli, koridorlu planlara geçilir.

Önce evlerden, konaklardan apartmanlara geçilirken planlara dokunulmamış, zamanla yaşam biçimiyle birlikte yapıların planları da değişmiştir. Binalar giderek anıtsal bir görünüm kazanmaya başlamıştır.

Binaların mimarlarından söz etmek istediğimizde yine Annuaire Oriental 'den faydalanabiliriz. 1868 tarihli ilk nüshada altı mimar adı geçer; beşi Levanten, biri Rumdur. 1880'de on mimar adı geçer. Altısı Levanten, ikisi Rum, ikisi Ermenidir. 1890'da geçen on dokuz mimarın sekizi Levanten, altısı Ermeni, beşi Rum; 1912'de ise sayı 130'a yükselir. Bu patlama hem apartman patlamasıyla, hem Sanayi-i Nefise Mektebi'nin kurulmasıyla ilişkilidir. Bir diğer kesim ise Atina'daki Politeknik okulunda eğitim görüp buraya gelen mimarlardır.

 

Sayfa Başı

Voyvoda Caddesi Toplantıları 2003-2004 sayfasına dönüş
Back
Retour