|
19. yüzyılın yerel gazete haberleri, birbirini tamamlayan
bu iki bölgenin sergiledikleri tüm özellikleri, yani sosyal
ve ekonomik yapı, yaşam biçimleri, kültüre ve eğlenceye yönelik
tercihler, bunların içinde oluştuğu kentsel ve yapısal niteliklerle
zaman içindeki gelişim ve değişimleri doğrudan yansıtan bilgi
edinme araçlarından biri olmaktadır. Özellikle Galata ve Pera
için, 1848-1900 yılları arasında çıkan ve yoğun haber kaynağı
olma niteliği taşıyan günlük Fransızca gazeteler aracılığıyla,
bölgenin o dönemdeki ortamından bilgiler yakalama olanağı
elde edilmektedir. Bu amaçla yapılan araştırmada, gazete tarama
çalışmalarına 1848 tarihli Journal de Constantinople ile başlanmış,
1865'te çıkan son sayısına dek bu gazete, ardından 1866 Ocak
ayından 1891 sonuna dek La Turquie ve 1891-1900 arasında Le
Moniteur Oriental günü gününe taranmış, böylelikle 52 yıllık
süre içinde Galata ve Pera'ya yönelik gündelik bilgilere ulaşılabilmiştir.
Bu tür bilgileri çeşitli başlıklar altında toplamak mümkündür.
Sosyal Yapı
Araştırmaya konu olan dönemde bölge, İstanbul'da yaşamak
isteyen Avrupalılar için çok çekicidir. Yukarıda sözü edilen
günlük gazetelerde, buraya gelip yerleşerek iş kurmak amacıyla
ortak arayanlara, Avrupa'da eğitim görmüş, çeşitli Batı dillerini
bilen ve bu bölgeye yerleşmek isteyenlere veya bir Avrupa
ülkesinde yaşarken, burada iş kurmak amacıyla oradan ilan
veren yabancılara sık sık rastlanmaktadır. Bu dönemde çok
sayıda Rum ve Ermeni de Pera'ya yerleşerek, elçiliklerin yakın
çevresinde toplanmıştır. Bu kişilerin diplomatlarla sıkı ilişki
içinde olmak için çaba harcadıkları, gazetelerde çıkan haberlerden
de izlenebilmektedir. Böylece Galata ve Pera'da 1850'lerden
sonra yabancı grupların bir araya gelmesiyle sosyal, kültürel
ve fiziksel açılardan tamamen farklı bir ortam oluşmuştur.
Pera'nın gelişiminden sonra, yine de esas ticaret alanının
uluslararası limana bağlı olarak Galata'da yer alması, acente
ve benzeri ticari faaliyetlerin bu yörede toplanmasına neden
olmaktaydı. Bilindiği gibi Galata'daki gayrimüslimlerin bir
kısmı devlete borç verecek kadar zenginleşmişlerdi. Ancak
Galata ve Pera'nın zengin tüccarları arasında hiç Müslüman
adına rastlanmamaktadır. Journal de Constantinople'un 1861
yılında bir süre her çarşamba- perşembe günleri yayımlanan
ve Galata ve tarihi yarımadadaki tüccarların ad ve adreslerini
veren dökümde, hemen hepsi yabancı olan bu kişilerin işyerlerinin
genellikle ve çoğunlukla Galata ve bir miktar da Pera'da olduğu
gözlenmektedir.
Galata ve Pera'nın Levantenleri, özgün yaşam biçimleri ve
onu şekillendiren alışkanlıklarıyla, 19. yüzyılın ikinci yarısında
İstanbul içinde farklı bir dünya yaratmışlardır. Bu farklı
dünyanın en renkli dönemi kış ayları olmaktaydı. Kışın Pera'da,
Batı Avrupa kentlerinde rastlanabilecek her türlü eğlence
vardı. Ancak yazları, başta elçilikler ve çevresindeki Levantenler
olmak üzere, bölgenin ileri gelenleri özellikle Boğaz kıyısındaki
yazlıklarına gitmekteydi. Buralarda, havaların izin verdiği
ölçüde uzun kalınmaya çalışılıyordu. Gazeteler elçilerin yazlıklara
gidiş ve dönüş haberlerini önemli haberler olarak mutlaka
bildiriyorlardı. Yazlıklar genellikle kasım ayı başında terk
edilmekte ve Pera'ya dönülmekteydi. Aynı durum, Osmanlı yönetiminin
ileri gelenleri için de geçerliydi. Örneğin, 9 Kasım 1849
tarihli gazetede sadrazamın Baltalimanı'ndaki yapısından,
İstanbul'daki kışlığına geçmekte olduğu yazılmaktadır. 19
Aralık'ta da Ahmed Fethi Paşa'nın Boğaz'dan Eyüp'teki konağına
döndüğü bildirilmektedir. Yine 2 Kasım 1860'ta Sadrazam Kıbrıslı
Mehmed Paşa'nın Laleli'deki konağına döndüğü yazılmaktadır.
Nisan ayı ortalarında, vezirlerin ve çeşitli kuruluşların
yetkililerinin kışlık konaklarını terk ederek Boğaz'a gitmeleri
ve dönmeleri konusunda padişahtan özel izin çıkmaktaydı. Yaz
aylarını kent yaşamından uzak geçiren elçiler ve bürokratların
bazıları, işlerini halletmek için ayın belirli günlerinde
kente inmekteydiler.
Pera sosyetesi kış aylarını tiyatro, konser vb. gösteriler
ve davet-balo gibi Avrupa tipi eğlencelerde geçirmekteydi.
Tiyatrolar sahnelerini genellikle ekim ortasında açmakta ve
faaliyetlerini yaz sezonunun başlangıcına kadar sürdürmekteydiler.
Örneğin Pera'nın 1870 yangınında ortadan kalkan ünlü Naum
Tiyatrosu sezonu genellikle 15 Mayıs'ta kapatmaktaydı. Bu
tiyatro, her yeni gösterisiyle ilgili olarak gecenin programına
ait bilgileri içeren Fransızca bir kitapçığın satışını sağlamakta,
böylece izleyicileri önceden bilgilendirmekteydi. Bu uygulama,
aynı dönemin Avrupa'sında olağan olan her şeyin Pera'da da
sürdürüldüğünü kanıtlayan sayısız noktadan biridir. Mayıs
aylarında, tiyatronun tatile girmesinden sonra yerini sirk
gösterileri almaktaydı. Yaz gecelerinin yazlığa gitmeyenler
için ayrı türden bir diğer eğlencesi de sihirbazlık gösterileriydi.
Eğlenceler arasında konserler daima ön plandaydı. Ancak eylül
sonu-ekim başlarında bu gösteriler yerlerini tiyatroya bırakmaktaydı.
Ekimin ortasında, 10-15 günlük provalardan sonra tiyatrolar
sahnelerini çoğunlukla klasikleşmiş eserlerle açmaktaydı.
Genelde tiyatro ve konser, Levantenlerin en ilgi duydukları
gösterilerdi. Bu nedenle Pera'nın tiyatrolarının yanında,
okullarda ve kültürel kulüplerde de tiyatrolar kuruluyor,
çeşitli eserler sergileniyordu.
Kış aylarında düzenlenen konserlerin de, 19. yüzyılın ikinci
yarısında Levanten Pera ve Galata için ayrı bir önemi vardır.
Yerli Levantenlerin yanı sıra, İtalya ve diğer Batı Avrupa
ülkelerinden gelen piyano, klarnet, keman vb. enstrümanları
çalan müzisyenler, büyük bir ilgiyle dinlenen ve hatta zaman
zaman birkaç kez tekrarlanan konserler vermekteydiler. Bu
konserler padişahın da büyük ilgisini çekmekteydi. Pera'ya
gelen sanatçılardan bazıları, padişahın isteği üzerine ayrıca
huzurunda da konser veriyorlardı.
Başta karnaval olmak üzere çeşitli bayram eğlenceleri de
Pera'nın vazgeçemediği renkli olaylardandı. Gazetelerde karnaval
eğlencelerini, yollarda maskeleriyle ve özel kıyafetleriyle
müzisyenler grubunu izleyenleri anlatan ilginç haberlere oldukça
sık rastlanmaktadır. Paskalya törenlerinin de ayrı bir neşesi
olmaktadır. Taksim bahçesindeki dans, pandomim gibi eğlence
gösterilerinin gazetelerde uzun betimlemeleri yapılmaktadır.
1 Mayıs Bahar Bayramı kutlamaları da Pera ve Galata için
özel bir önem taşır.
Kış sezonunun bitimiyle yazlıklara giden Pera sosyetesi,
bu kez de yazlıklarda düzenlenen davetlerde biraraya gelmektedir.
İngiliz elçisi ve eşinin 9 Ekim 1851'de Tarabya'da verdikleri
balonun sabahın beşine kadar sürdüğü, konuklarda inanılmaz
izlenimler bıraktığı söylenmektedir. Kış ayları gelir gelmez,
yeniden kapalı mekân aktivitelerine dönülmektedir. 1856 yılının
kış balolarında özel bir haberle karşılaşılmaktadır. Bu, sultanın
İngiliz elçisinin maskeli balosuna katılmasıdır. 31 Ocak akşamı
düzenlenen bu davette, Sultan Abdülmecit ve Babıâli'nin ileri
gelenlerinin elçilik konutuna giderek bir süre kalmaları,
gerek Pera bölgesinde yaşayanlar, gerekse baloyu düzenleyen
İngiliz elçisiyle baloya katılanlar açısından büyük önem taşımıştır.
1856 yılının İngiliz Elçiliği'ndeki bu ilk kış balosunun görkeminden
ayrıntılı bir biçimde söz edilmektedir (Journal de Constantinople,
4 Şubat 1856).
1859'da Müslüman evlerinde de gece toplantılarının başladığı
görülmektedir. 22 Ocak 1859 tarihli bir haberde, Mısırlı Mehmed
Ali Paşa'nın her salı akşamı salonlarını sosyeteden kalabalık
bir gruba açtığı, burada Avrupalıların toplantılarında rastlanan
bütün özelliklerin var olduğu belirtilmektedir. Örneğin aynı
yılın 19 Şubat'ında, dönemin ünlü bankeri A.Kamondo'nun görkemli
evinde Paris'in en modern salonlarını aratmayacak bir düzen
içinde bankerler, diplomatlar ve üst düzey Osmanlı bürokratlarının
katıldığı bir davet verildiği ve sabahın beşine dek dans edildiği
belirtilmektedir.
1861'den itibaren Pera'daki otel ve restoranların salonlarında
da balolar düzenlenmeye başladığı görülmektedir. Gazete haberlerinden,
özellikle 1865 karnavalının Pera'da ocak ayı sonunda büyük
bir coşkuyla başladığı yazılmakta, bu bağlamda düzenlenen
balolar ve neşeli toplantılar basına konu olmaktadır. Çok
sayıda varlıklı ailenin özel akşam yemeklerini evlerinde sürdürdükleri
de okunmaktadır. Örneğin Osmanlı Bankası genel müdürü, her
hafta pazartesi ya da salı günleri yüksek sosyeteyi evinde
ağırlamaktadır. Bir çay içmek için düzenlenen bu biraraya
gelişler, danslar ve çeşitli etkinliklerle geç saatlere kadar
sürmektedir.
Padişahın tahta çıkış törenleri de, Pera ve Galata'nın Levanten
ortamında muhteşem kutlamalara neden olmakta ve Pera Caddesi'nin
(Grande Rue de Péra) rengârenk bayraklar ve yoğun ışıklar
içindeki görünümü tam bir bayram havası yaratmaktadır.
1870 yangının Pera'daki yaşamı alt üst etmesi üzerine gazetelerde
uzun süre akşam yemeği, balo ve benzeri eğlencelerden söz
edilmez olmuştur.
Bu dönemde Pera ve Galata'daki sözkonusu yaşam biçimi, kuşkusuz
Batılı bir fiziksel çevreyi görüntüler. Bu çevre içinde oluşan
otel, pastane, restoran, kafe vb. yapı tipleri ve dekorasyonları
çok özgün örnekler yaratmışlardır. Bunun yanı sıra yiyecek
ve içeceklerin kalitesi, Avrupa ülkelerinde bulunanlardan
az olmayan çeşitleri de ayrıca dikkate değerdir. Bu durum
yine gazete haberlerinden ve ilanlardan gözlenebilmektedir.
Bölgedeki giyim kuşam da dönemin renkli yaşam biçimini yansıtacak
niteliktedir. İlanlardan, Avrupa'nın ünlü mağazalarında satılan
giyim eşyalarının Pera vitrinlerini de süslediği anlaşılmaktadır.
Batı kentlerinden gelen terzilerin de buraya yerleşerek, sanatlarını
sürdürdükleri anlaşılmaktadır.
Giyim evlerinde de birkaç yabancı dilin bir arada kullanıldığı
belirtilmektedir. Bazı dükkânların adları, sattıkları ürünlerin
geliş yerini ilk bakışta ortaya koymaktadır. Pera burjuvazisi,
giyim kuşam ve diğer meraklarının yanında, davet verdikleri
salonlarını ve evlerini Avrupa modasına uygun bir şekilde
tefriş etmeye özen göstermekteydi. Fransız ve İtalyan sandalye,
kanepe ve koltuk satan dükkân ilanlarına, 19. yüzyılın ikinci
yarısına gelmeden bile çok sık rastlanmaktaydı. Aynı durum,
bu mobilyalarla bütünleşen, Paris ve Londra'dan getirtilen
cam, porselen, bronz ve bakır eşyalar için de geçerlidir.
Fiziksel Yapı
19. yüzyıl Galata'sının kentsel özellikleri Pera'dan farklıdır.
Betimlemelerde Pera'daki lüksü yansıtan fiziksel çevre Galata'ya
gelindiğinde, liman faaliyetlerinin yanı sıra meyhaneler ve
kabarelerle dolu küçük sokaklara ve içlerindeki her milletten
insan gruplarına dönüşmektedir.
Gazete haberlerinde Galata'da çok sayıda darp, yaralama ve
cinayet olayı gözlenmektedir. Dolayısıyla burası, dikkatli
olunması gereken bir bölgedir. Galata'da ayrıca basımevleri,
gazete yayınevleri, bankerler, avukatlar, doktor muayenehaneleri
ve çok sayıda çeşitli işyeri yer almaktadır. Pera'da ise yukarıda
vurgulandığı gibi, elçiliklerin öncülüğünde gelişen aristokrat
bir yerleşme vardır. Ayrıca bu çevreyi tamamlayan varlıklı
Levanten ve Hıristiyanların tüm zenginliklerini sergileyen
görkemli konaklar söz konusudur. Grande Rue de Péra boyunca
ve ona açılan yan sokaklarda, bu tür çok katlı ve kagir konutların
yer aldığı ve söz konusu fiziksel çevreye önemli ölçüde katkıda
bulunduğu görülmektedir.
Batı Avrupa kentlerine gerek fiziksel, gerekse de sosyal
yapısıyla benzeyen Galata ve Pera bölgeleri, 19. yüzyılın
ikinci yarısına gelindiğinde hâlâ düzenli bir belediye örgütüne
sahip değildir. Bu nedenle de,1857 tarihli resmi bir bildiriyle
"Beyoğlu ve Galata Altıncı Daire-i Belediyesi" kurulmaktadır.
Altıncı Daire, cadde, sokak ve kaldırımları bakımlı hale getirecek;
suyollarını, lağımları düzenleyecek; bölgenin temizliğini
sağlayacaktı. 1858 yılı başından itibaren bölgede yayımlanan
yabancı dildeki gazetelerde, Altıncı Daire'nin uygulamaları
günü gününe verilmekte, ayrıca zaman zaman beklenenlerin yapılmaması
nedeniyle de, kuruluşa çok ağır eleştiriler yağdırılmaktadır.
Altıncı Daire, özellikle kuruluşunun ilk yıllarında tüm İstanbul
için örnek belediye olma çabaları içindedir. Örneğin 4 Ekim
1859'da Journal de Constantinople'daki bir haberde, bölge
sakinlerinin isteklerini değerlendirmek üzere Altıncı Daire-i
Belediye binasının önündeki bir kutuya isteklerin yazılarak
atılmasının istendiği bildirilmekte, bu görüşlerin mutlaka
belediye meclisince değerlendirileceği yazılmaktadır. 1864
yılında Altıncı Daire'nin en önemli uygulaması, Galata surlarının
yıkımı olmuştur. Surların yıkımı sonucu ortaya çıkan parsellerin
satışıyla rant elde etme düşüncesi, Avrupa'daki benzer yaklaşımların,
Osmanlı Levanten ve gayrimüslümleri tarafından çok yakından
izlenerek uygulamaya sokulduğunu göstermektedir.
Yine gazete haberlerinden, 1863 yılında Pera'da kadastro
çalışmalarına başlandığı ve bu çalışmaların kolayca sürdürülebilmesi
için bölgenin iki kısma ayrıldığı öğrenilmektedir. 1890'larda
Altıncı Daire'nin bölgenin temiz tutulması için önemli çabalarda
bulunduğu gözlenmektedir. Galata ve Pera'nın aydınlatılması,
kentsel düzenin önemli bir katkısı olarak her zaman ağırlıkta
olmuştur. Bu konuda, 1850'lerden başlayarak hükümeti yönlendirici
çok sayıda gazete yazısına rastlanmaktadır. Galata ve Pera'da
sokakların adlandırılması ve evlerin numaralandırılması işleri
de, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren hızlanır. Ayrıca
gazete haberlerinde bölgedeki yol genişletilmeleri, sokakların
güvenlik sorunları, ulaşım düzeni, mezarlık alanlarının düzenlenmesi
gibi konularda yapılan çalışmalar, bunlara getirilen eleştiriler
ve sonuca ulaşan başarılar da vurgulanmaktadır.


|