|
Özellikle Tanzimat Dönemi sonrası Osmanlı İmparatorluğu'nun
ve Türkiye Cumhuriyeti'nin iktisadi tarihi üzerine yoğunlaşan Osmanlı
Bankası Arşiv ve Araştırma Merkezi Kütüphanesi, bu yıllıklardan
bir koleksiyon oluşturmayı hedeflemektedir.
İstanbul Rehberinden Şark Ticaret Yıllığına...
Şark ticaret yıllıklarından ilki, Indicateur Constantinopolitain adıyla,
Raphaël César Cervati ve N. C. Sargologo tarafından Türkçe ve
Fransızca olarak 1868 yılında yayımlanmıştır. Sadece İstanbul
şehri için kılavuz niteliği taşıyan bu yayın, S. Hisarlıyan ve
A. Maviyan tarafından Türkçe'ye çevrilip Ermeni harfleriyle Türkçe
olarak, Tarif-i Der el-Saadet adıyla 1870'de tekrar basılmıştır.
İstanbul'u Doğu'nun başkenti olarak tanımlayan bu kılavuz, Osmanlı
ailesi, devlet erkanı, kutsal dinlerin ibadet mekanları, elçilik
ve konsolosluklar, Osmanlı telgraf ve posta teşkilatı, demiryolları,
İstanbul'un banker, tüccar, esnaf ve zanaatkar kesimi hakkında
ayrıntılı bilgiler içerir.
1880 yılından itibaren daha düzenli şekilde yayın hayatına giren
yıllıklar, 1883 yılına kadar Indicateur Ottoman Illustré, 1887-1888
yılları arasında Indicateur Oriental, 1891-1930 yılları arasında
Annuaire Oriental ve 1931-1945 yılları arasında ise Şark
Ticaret Yıllıkları adı altında yayın hayatına devam etmiştir. Istanbul'a
yönelik bir kılavuz olmayı hedeflerken, Indicateur Ottoman Illustré
başlığı altında tüm Osmanlı Devleti'nin ticari yaşamına yönelen
yıllıklar, Annuaire Oriental du Commerce adı altında sadece bu
topraklarla sınırlı kalmayıp Doğu dünyasına açılmıştır. 1887 yıllığı,
Rusya, Yunanistan, Romanya ve Bulgaristan'a kadar uzanır. İmparatorluk
parçalanıp Ortadoğu'daki eyaletler bağımsızlıklarını kazandıkça,
Balkanlar gibi, Arabistan, Filistin, Suriye gibi topraklar, imparatorluktan
ayrı bölümlerde yer alır.
 |
İşin ilginç yanı, Cervati Frères & D. Fatzea, Cervati Frères
et Cie, the Annuaire Oriental & Printing Company Limited gibi
isimlerle yayıncısı el değiştiren şark ticaret yıllıklarının
sahiplerinin aynı zamanda ticaretin değişik alanlarında faaliyet
gösteren İngiliz
firmaları olması ve buna rağmen yayın dili olarak Fransızca'yı
tercih etmeleridir. Bu tercih, Fransa'nın Ortadoğu'daki ve özellikle
de Osmanlı sınırları içindeki hakimiyetinin tipik bir göstergesidir.
Eşitlik, kardeşlik ve özgürlük ilkelerini Fransa toprakları dışına
taşıyan 1789 ihtilali, III. Selim dönemindeki yenilik hareketlerinin
alafranga yöntem ve kurumların üzerine inşa edilmesi, imparatorluk
üzerindeki Fransız etkisini yoğunlaştırmıştır. Diğer yandan, Fransızca,
Osmanlı'nın batılılaşma çabasını dış dünyaya duyuran bir iletişim
dili olmuştur. O dönemde hem Osmanlı hükümeti, hem batılılaşmayı
savunan aydın kesim hem de Tanzimat sonrasında patlak veren özgürleşme
hareketlerini başlatan azınlıkların yarattıkları Fransızca basın
dikkate alındığında, çıkarları çatışan bu değişik kesimlerin uluslararası
arenada seslerini duyurmak için bu dili tercih ettikleri ve ona
siyasi anlamlar yükledikleri göze çarpar: Fransızca, batılılaşmanın
çağrıştırdığı kavramları ve bu süreç için gerekli kurumları imparatorluğa
taşıyan bir araçtır. Bu sürecin Osmanlı'daki değişik katmanlar
tarafından içselleştirildiğini Batı dünyasına tekrar bu aracı dille
duyurmak gerekecektir.
Siyasi platformda iletişim dili haline gelen Fransızca, zamanla
benzer işlevleri ticari yaşamda da yüklenmeye başlar. Şark ticaret
yıllıklarının satışının Osmanlı sınırları dışına taştığını, Almanya,
İngiltere, İtalya, Fransa gibi Avrupa ülkelerinde çoğunlukla temsilci düzeyindeki
kitapçılarda satıldığını ilk sayfalarda yer alan ilanlardan anlıyoruz.
Ticaret hayatına yönelik bu tür bir kılavuzun yurt içindeki
gayrimüslim tebaa ile kapitülasyonlar sayesinde Osmanlı sınırlarında
faaliyet gösteren yabancı girişimcilere ve yurt dışındaki tüccar
kesime ulaşabilmesi, ancak o dönemin geçerli dili haline gelen
Fransızca ile mümkün olabilmiştir.
Genellikle Fransızca, Rumca, Osmanlıca veya Ermeni harfleriyle
Türkçe bir önsözle başlayan şark ticaret yıllıkları, ilk yıllarda,
genel hatlarıyla, 5 bölümden oluşuyordu. İlk bölüm, padişaha ve
Osmanlı ailesine, konsolosluk ve elçiliklere, bakanlıklara ve devlet
erkanına, posta ve telgraf teşkilatına, değişik din ve mezheplerin
ibadet yerlerine, gümrük tarifelerine, demiryolları ve demiryolu
tarifelerine dair bilgiler içerirken, ikinci bölüm "İstanbul Adresleri"
başlığı altında, İstanbul'daki önemli
ticaret merkezlerinde çalışan banker, tüccar, esnaf ve zanaatkar
kesimin adres ve meslek bilgilerini
isme göre alfabetik olarak sunmaktadır. Üçüncü bölüm, İstanbul'daki
bu şahsiyetleri, ait oldukları meslek grubuna göre alfabetik olarak,
işyeri adresleriyle birlikte okuyucuya sunmaktadır. Dördüncü bölüm
Galata ve Eminönü'ndeki hanların ve han sakinlerinin isimlerine,
Beyoğlu cihetindeki bir sokağın sağında ve solunda oturanların
numaralarını, isimlerini, mesleklerini kapsayan bilgilere ayrılmışken,
beşinci bölüm Osmanlı Devleti'nin diğer vilayetlerinde ticaret
ve zanaatla uğraşan kişilerin meslek ve adres bilgilerini kapsamaktadır.
Yıllıklarda son sayfalar ise, yerli ve yabancı üreticilerin büyük
boy reklamlarına ayrılmıştır. Yıllıkların büyük bir kısmında, Galata
ve Pera cihetine ilişkin planlar da bulunmaktadır.
Cumhuriyet dönemine kadar çıkan yıllıklarda, Osmanlı Devleti
ve özellikle de İstanbul, diğer ülke ve şehirlerle kıyaslandığında,
ağırlıklı bir yer tutar. İstanbul bölümünün kapsadığı ayrıntılar
göz önünde bulundurulursa, okuyucunun bunlardan yola çıkarak başkentin
ticari nüfusuna ait bir sayıma ulaştığı da düşünülebilir. Ancak
önsözlerden hareketle, yıllıklarda kullanılan dile aşina olmakla
birlikte yayınlarda yer almak istemeyen zengin bir tüccar kesimin
bulunduğunu ve bilgilerin toplanması aşamasında engel teşkil ettiklerini
öğreniyoruz. Bu şikayetler dikkate alınırsa, bu sayımın bazı eksikleri
olabileceği hususu da gözden kaçmamış olur. Bu olumsuz etkenlere
rağmen, Paris Sergisi'nde yer alması hedeflenen 1889-90 yıllığının
önsözünde, tüm İstanbul halkının adres bilgilerinin derlenmesi
projesinden bahsedilir. Ancak tüm ev ve dükkanların numaralarının
olmayışı gibi nedenlerle bu tür bir çalışmanın olanaksızlığına
dikkat çekilir. Bununla birlikte 1889-90 tarihli yıllık, Pera,
Pangaltı, Galata ve Eminönü'ndeki bazı sokak sakinlerinin adres
bilgilerini derlemeyi başarmıştır. Öte yandan, XIX. yüzyılın iletişim
koşulları, siyasi çalkantıların yarattığı istikrarsızlık ortamı
dikkate alınırsa, yıllıkların kayda değer bir çalışmanın ürünü
oldukları görülecektir. Hatta 5 Kasım 1912 tarihli bir parlamento
oturumunda, Osmanlı topraklarında
işgal edilen bölgelerin demografik yapısı hakkında soru yönelten
Mr. King adlı İngiliz milletvekiline, dönemin Dışişleri Bakanı
Sir Edward Grey, bu konudaki en önemlim kaynağın şark ticaret yıllıkları
olduğunu söyler.
Yıllıklarının 19. yüzyılda ortaya çıkışı gibi, İstanbul'un da
en büyük bölümü işgal etmesi, bu yüzyılın başında meydana gelen
İstanbul merkezli iktisadi ve ticari yeniden yapılanmayla ilişkilendirilmelidir.
İstanbul'un coğrafi konumu, tarih boyunca ona Doğu ile Batı Akdeniz
arasında bir geçiş ve buluşma noktası olma ayrıcalığını kazandırmıştır.
Bu konum, yerel ekonomik güçlerle dünya ekonomisi arasındaki etkileşimi
hızlandırmıştır. Ancak Avrupa ekonomisine entegrasyon açısından
İstanbul'u İzmir gibi diğer rakip liman kentlerinden farklı kılan,
yapılandırılmış bir para piyasasının varlığıdır. İzmir hinterlandı
için Avrupa'dan bazı tüketim malları ithal ederken, bu alışverişin
karşılığını yine kendi hinterlandından sağladığı hammadde ile ödemiştir.
Bu tür şehirlerde, tarımsal üretimin ağırlığı ve sanayi öncesi
üretim modellerinin yaygınlığı, dünya ekonomisine entegrasyonu
zorlaştırdı. Oysa İstanbul, kendi kırsal hinterlandına birçok nedenle
yeterince bağlı kalamadı: Bir başkent şehri olarak üretimden çok
tüketime yöneldi. Diğer yandan, batılılaşma akımının etkisiyle,
özellikle
saray ve çevresinden oluşan ve Avrupa'nın tüketim kalıplarını benimsemiş
zengin bir tüketici sınıfını kendi bünyesinde barındırdı, bu seçkin
kesimin lüks mallara olan ihtiyacını Avrupa'dan karşıladı ve bu
ithalatın karşılığını nakit parayla ödedi. Nakit paranın İstanbul'da
hızlı dolaşımı, onu Avrupalı tüccarların gözünde cazip ve güvenilir
bir ticaret merkezi haline getirdi.
İstanbul'un Avrupa ekonomisinin bir parçası haline gelmesi, 19.
yüzyıldaki değişimlerle gerçekleşti. İstanbul'la her dönemde temas
halinde bulunan Avrupalı tüccarlar, bu yüzyılda Osmanlı'daki lonca
teşkilatının tekelini yıkarak yerel pazarla doğrudan iletişim kurmayı
başardılar. Önceki dönemlerde ellerindeki tüketim mallarını sadece
lonca teşkilatındaki toptancılara sattıklarından yerel tüketiciden
kopuk bir konumdaydılar. Ancak yeni dönemde, İstanbul'a Batı'dan
gelen yatırımlar, yeni bir siyasi ve diplomatik güçler dengesini
de beraberinde getirdi ve yerel tüccarların özerkliğini kırdı.
Devletin seçkinler sınıfının batılılaşma çabası, Batı'nın yerel
güçler üzerindeki etkisini daha da artırdı. Diğer yandan, sanayi
devrimi sonrasında, ulusal sınırları aşan kapitalist bir dünya
ekonomisi, 19. yüzyılı şekillendirdi. Bu dünya ekonomisinin merkezinde
bulunan Avrupa ülkeleri, güçlü merkezi yönetimleri ve yayılımcı
politikalarıyla, çekim alanları içine aldıkları sanayileşmemiş
çevre ülkeleri, ürettikleri malları satabilecekleri pazarlar haline
getirdiler. Bu
bağlamda, yıllıkların arka sayfalarında yer alan Avrupalı sanayicilere
ait ilanlar, Doğu'nun tüccarlarıyla Batı'nın sanayici kesimini
buluşturmayı amaçlamaktadır.
Bilgilerin toplanması aşamasında karşılaşılan güçlüklerin aşılmasında
ve çalışmaya resmiyet kazandırma kaygısıyla olsa gerek, 1896
tarihinden itibaren, yıllıklar, İngiliz,
Fransız, Yunan ve
İtalyan ticaret
odalarının himayesi altında yayımlanır. Cumhuriyet dönemine kadar
çıkan yıllıkların tüm önsözlerinde, padişaha ve Devlet erkanına,
yayına verdiklerim destekten dolayı, yönetimin şükran ifadeleri
yer alır.
Kuşkusuz I. Dünya Savaşı dönemi, yıllığın gidişatını olumsuz
yönde etkiler. 1921 tarihli yıllığın önsözünde, Alfred Rizzo, savaşın
yayıncı şirketi sarstığından ve altı yıl aradan sonra uzun yıllardır
yöneticisi olduğu kurumu kendisinin devraldığından söz eder. Yapısı
değişen bir nüfusun sayımını gerçekleştirmenin, siyasi koşullar
nedeniyle bazı şehirlerde bilgi toplamanın, yeni bir personelle
çalışmanın ve kaybolan matbaa malzemelerini yeniden tedarik etmenin
zorluklarını anlatır.
Cumhuriyet dönemine gelindiğinde, yıllıklarda hala Fransızca
etkisini görülmektedir. Ancak o dönemdeki basının genel eğilimi
dikkate alındığında, bu olguyu da anlamlandırmak mümkündür. Cumhuriyet
Türkiyesi'nde, II. Dünya Savaşı'na kadar uzanan zaman diliminde
yaratılan Fransızca basın, gerek yurt içindeki gerekse yurt dışındaki
yabancılara hitap etmeyi amaçlamıştır. Özellikle bazı gazetelerin
Türkçe nüshalarına ek olarak Fransızca çıkarılması, bu sayılarda
yeni Türkiye'nin sınai ve tarımsal üretiminden söz edilmesi, Türkiye'de
yaşanan iktisadi ve toplumsal gelişmenin Batı normlarına göre geliştiğinin
mesajını vermekte ve ülkedeki batılılaşma sürecini uluslararası
düzeyde anlaşılır kılma çabasını içermektedir.
1930'lara gelindiğinde, genel olarak "Şark" başlığı altında Arnavutluk,
Bulgaristan, Mısır, Yunanistan, Irak, Filistin, Romanya, Suriye,
Türkiye ve 1944-45 döneminde Amerika ve İsveç gibi ülkeleri kapsayan
yıllıkların kurgusunda önemli değişiklikler göze çarpar. Bunlardan
en önemlisi, her ülkeye hemen hemen aynı ağırlıkta yer ayrılmış
olmasıdır. Diğer önemli husus ise, Osmanlı döneminde ayrıcalıklı
bir yere sahip olan İstanbul'un bu konumunu artık kaybetmesi ve
Türkiye'deki diğer şehirlerle aynı paya sahip olmasıdır. Bunun
nedenini, Cunhuriyet'le başlayan milli iktisat politikasında ve
artık sadece İstanbul merkezli olmayan ticari yaşamın tüm ülke
topraklarındaki şehirlere yayılarak kalkınmayı hızlandırmasında
aramak gerekir. Önceki sayılarda karşımıza çıkan "İstanbul Adresleri"
bölümü, Galata ve Eminönü'ndeki han ve han sakinlerinin listesi,
Beyoğlu cihetindeki bir sokağın sağında ve solunda oturanların
numaralarını, isimlerini, mesleklerini kapsayan bilgiler, yıllıklarda
artık yer almaz. Aslında İstanbul Adresleri kısmının çıkartılması,
kişilere ulaşılabilirliliği zorlaştırmıştır. Aranan ticaret erbabı
şahsiyetlerin hangi meslek kategorisi altında yer aldıkları bilinmedikçe,
yıllıklarda kendileri hakkında toparlanmış bilgilere erişmek olanaksızdır.
Yeni sayfa düzeninde, yaklaşık on ülke, her ülke altında yer
alan belli başlı şehirler, bu şehirlerin her birinde faaliyet gösteren
ticaret erbabı kişiler, alfabetik sırayla kullanıcıya sunulmuştur.
Uluslararası Ticaret Rehberi referans alınarak, her ülkenin
ithalatına ve ihracatına ait istatistikler ve iktisadi yaşamına
ilişkin bilgiler
de bir araya getirilmiştir. "Hariç" başlıklı bölüm ise, Almanya,
Avusturya, Belçika, Fransa, İngiltere, İtalya, Polonya, İsviçre,
Çekoslovakya gibi ülkelerden Şarka ihracat yapan sanayiciler hakkında
bilgilere yer verir. İmparatorluk dönemindeki yıllıklardan farklı
olarak, Fransızca geçen meslek kategorilerinin Almanca, İtalyanca,
Türkçe karşılıklarını içeren endeksler hazırlanmıştır. Ülkeler
hakkında verilen genel bilgiler, Fransızca ve Almanca; Türkiye
hakkındaki genel açılamalar ise Türkçe ve Fransızca yayımlanmıştır.
1930 tarihli yıllıkta, ön sayfalarda yer alan ve uluslararası
ticaretin önemini vurgulayan birkaç satır, liberal ekonomi politikalarına
ışık tutması açısından dikkat çekicidir: "Halklar arasında
bir çıkar dayanışması vardır ve her birinin zenginliği diğerlerindeki
refahın sonucudur. Uluslararası iktisadın hissedilir şekilde düzelmesi,
dünyadaki ticari ilişkiler arasında uyumlu bir dengenin kurulmasına
bağlıdır". Bu satırları önemli bir duyuru da izler. Arzla talep
arasındaki aracı işlevini daha iyi yerine getirmek ve reklamın
etkileyiciliğini artırmak amacıyla, yönetim, özel bir propaganda
ve istihbarat servisi kurmuştur. Bu servis, sadece üreticilerle
tüccarları buluşturmak ve her iki kesimin ticari faaliyetleri hakkında
birbirlerine bilgi sağlamakla kalmayıp, alacakların tahsiline kadar
uzanan değişik hizmetler sunacaktır.
Yıllıklar El Değiştiriyor...
Şark ticaret yıllıklarının yayıncıları
hakkında ayrıntılı belgelere sahip olmamakla birlikte, yıllıklarda
yer
alan ilanlardan
hareketle
bazı ilginç bilgiler elde edebiliyoruz. 1868 tarihli İstanbul
kılavuzunda, Cervati ailesinden sadece Paul Cervati'ye yer verilmiştir.
Tenor
unvanıyla zamanının ünlü sanatçılarıyla Avrupa'nın belli başlı
tiyatrolarında görev almış ve Viyana'daki imparatorluk sarayında
müzik öğretmeni sıfatıyla çalışmış olan Paul Cervati, artık o tarihlerde şan ve piyano dersleri vermektedir.
1880-1883 yılları arasında çıkan yıllıkların yayıncılığını, 1878'de
kurulmuş Cervati Frères & D. Fatzea adlı İngiliz menşeli bir
firma üstlenmiştir. Yıllıklardan edindiğimiz bilgilere göre, 1880'de
Galata Gümrüğü'nün yanındaki Ada Han'da; 1883'te ise gümrüğün karşısındaki
Keçeoğlu Han'da faaliyet gösteren firma, birçok yabancı markanın
Osmanlı İmparatorluğum sınırları içinde temsilciliğini üstlenmiş,
kimyevi maddelerden şampanya ithalatına kadar uzanan geniş bir
ürün yelpazesi sunmuştur. 1883'ten sonra izini kaybettiğimiz Cervati
Frères & D. Fatzea'nın yerini, bu şirketten bir yıl sonra,
1879 yılında kurulmuş Cervati Frères et Cie almıştır.
İki farklı ailenin ortaklığından oluşan firmada, Cervati Frères'in
tam olarak hangi hissedarlardan oluştuğunu bilmiyoruz. Ancak 1880
yıllığında Cervati soyadını taşıyan 4 kişiye rastlıyoruz: İtalyan
Konsolosluğu'nda çalışan Charles
Cervati, 1868
tarihli yıllıktan tanıdığımız Paul
Cervati, Moda'daki English
School for Young Ladies adlı bir İngiliz okulunun
müdürü ve sahibi Philippe
Cervati ve son olarak da yayıncı Raphaël
César Cervati... Değişik tarihli
yıllıklarda, bu kişilerin izi sürüldüğünde, müzik, hukuk, ticaret
ve yayıncılık gibi alanlarda gidip gelen mesleki yaşantıları olduğu
saptanmaktadır. Bazı tarihlerde ikametgah adreslerinin aynı oluşu,
bu kişiler arasında akrabalık bağları olduğu ihtimalini güçlendirmektedir.
1909 yılına gelindiğinde ise, Cervatiler'den sadece Raphaël César
Cervati, The Annuaire Oriental and Printing Company Ltd'ın yazı
işleri müdürü olarak kayıtlı görünür. 1912, 1913 ve 1914 yıllıklarında
Cervati Frères et Cie'nin kaydına tekrar rastlanmaktadır. Şirket,
geçmiş yıllardaki faaliyet alanlarını yitirmiş olsa gerek, sadece
Guide Horaire Général du Voyageur en Orient adlı bir kılavuzun
editörü ve sahibi sıfatıyla yer alır.
Firmanın diğer kanadını oluşturan Denis
Fatzea ise, komisyoncu
ve editör olarak kayıtlıdır. 1883 tarihinden sonra izini kaybettiğimiz
Denis Fatzea'ya 1889-90 yıllığında "rantiye" kaydıyla rastlıyor
ve yeniden izini kaybediyoruz.
Yıllıklardan yaptığımız tespitlerle, Cervatilerin ve Denis Fatzea'nın
19. yüzyılda İstanbul'da meydana gelen iktisadi değişimlerin en
çok yansıdığı Tepebaşı, Pera, Feriköy veya Pangaltı gibi semtleri
ikametgah adresleri olarak seçtikleri, işyerlerini ise o dönemin
ticaret ve finans merkezi sayılan Galata'da kurdukları görülmektedir.
14. yüzyıldan itibaren, Galata, Batı Akdeniz'in en önemli
durak noktası haline gelmiştir. Bizans döneminde bir
Ceneviz kolonisi olarak kurulan Galata, 1682 yılına
kadar yarı özerk statüsünü sürdürmüş, Avrupalı tüccar topluluklarının
gelişmesi, mağaza ve mahzenlerini
burada açmaları sayesinde önemini korumuştur. Bu ticari ve iktisadi
altyapı üzerine 19. yüzyılın yeni düzeni yapılanmış ve Galata en
parlak dönemini yaşamıştır. Bankacılık, sigortacılık, hukuk, mimarlık,
madencilik, demiryolları şirketleri, semtin iktisadi ve ticari
olduğu kadar mimari ve sosyal dokusunu da değiştirmiştir. Tarihi
yarımadanın karşısında gelişen ve "karşı yaka", "öte" anlamına
gelen ve "Pera" adıyla anılan bölge ise, 16. yüzyılın ilk yarısına
kadar yerleşimin az olduğu, bağlık bahçelik bir alandır. Kapitülasyonlar
sayesinde, Batılı devletlerle diplomatik ilişkiler geliştikçe,
elçilik binaları kendilerine Pera'da bağışlanan topraklar üzerinde
kurulmuş ve semtin gelişiminde rol oynamışlardır. Zamanla bu elçilikler
çevresinde yabancı tüccarlar ikamet etmeye, sosyal taleplerine
cevap verecek okul, kilise gibi kurumları da inşa etmeye başladılar.
Galata bir iş merkezi olarak ön plana çıkarken, özellikle 19. yüzyılın
ikinci yarısından itibaren, Pera, otel, tiyatro, pastane ve mağazalarıyla,
Avrupai yaşam tarzının bir parçası haline gelmiştir. Osmanlı sarayı
da tarihi yarımadadan uzaklaşarak Pera'ya yakın bir konuma, Dolmabahçe'ye
taşınmıştır.
Galata ve Pera nüfus açısından doyum noktasına ulaştıkça, şehir,
Tepebaşı ve Pangaltı, Asya kıtasında ise Moda ve Kadıköy'e kadar
genişledi. "Petits-Champs", "Pera Nekropolü" veya bugünkü adıyla
Tepebaşı, Beyoğlu'nun Batı kenarında, dik bir mezarlık yamacına
bitişik bir gezinti yeri oldu. Haliç'in eşsiz manzarasını yüksek
bir noktadan seyretme olanağını sunması ve temiz havası nedeniyle,
Tepebaşı'nın diğer mezarlık alanları gibi ıssız kalmadığını ve
Levantenler için bir seyir ve gezinti yeri olduğunu 19. yüzyıl
gezginlerinin aktardıklarından öğreniyoruz. 1856 tarihli Islahat
Fermanı'ndan sonra yabancılara mülkiyet hakkının tanınmasıyla,
Osmanlı İmparatorluğu'na yerleşen yabancı tüccarlar, Levanten
cemaatinin gelişmesine ve Pangaltı semtinin ortaya çıkmasına zemin
hazırladılar. 19. yüzyılın başında İcadiye adıyla anılan tepelik
alan, 1960'lara doğru Pangaltı adı altında gelişmeye başladı.
 |
1900-1921 yılları arasında, yıllıkların yeni yayıncısı, merkezi
Londra'da bulunan The
Annuaire Oriental & Printing Company Limited'dır. 1921-1930 tarihleri arasında yıllıkların yayıncılığını üstlenecek olan Rizzolar, 1900-1921 yılları arasındaki dönemde
the Annuaire Oriental Ltd'ın Yönetim Kurulu'nda görev üstlenmişlerdir.
1909'da John Rizzo; 1913 ve 1914 yıllarında ise Alfred Rizzo Yönetim
Kurulu üyesi olarak görünmektedir. 1913 yıllığında hem avukat
hem de Gazette
financière adlı Fransızca bir finans dergisinin
müdürü olan Dr. Alfred Rizzo sayesinde olsa gerek, bu derginin
değişik sayılarında hem şark ticaret yıllıklarına ait ilanlar
hem de Yönetim Kurulu'na ait haberler çıkmaktadır. Rizzolar, aynı
zamanda hukuk ve İstanbul hakkında kitaplar çıkaran Rizzo Yayınları'nın
sahibi ve bazı yabancı markaların temsilcisi konumundadır. 1931
tarihinden itibaren yayıncılığını M. G. Neşriyat Yurdu'nun üstlendiği
yıllıkların yazı işleri müdürlüğüne Ahmet Cevdet Erdem getirilmiştir.
M. G. Neşriyat Yurdu da, Rizzolar gibi, ticaret ve hukuk alanlarından
kitaplar yayımlamaktadır.
Yıllıklarda yer alan her sayfa, XIX. yüzyılın
ikinci yarısında ve XX. yüzyıl başında yaşayan şahsiyetlerin ilginç
yaşam öykülerine tanıklık eder. Yıllıklar birbiri ardı sıra takip
edildiğinde satırlar arasına gizlenen bu kişilerin yaşam serüvenlerine
dair bazı ipuçları elde edilebileceği gibi bu dönemde şekillenen
toplumsal yapının bir profili de çıkarılabilir. Bu bağlamda, bugüne
dek yıllıklardan hareketle hem mikro hem de makro düzeyde yapılmış
çalışmalardan bazı örnekler derledik. Umarız yıllık satırlarında
sadece bir isim olarak yer alan nice şahsiyet, yeni çalışmalarla
kendi yaşam kesitlerini aralamamıza ve toplumsal belleğimizin
oluşmasına katkıda bulunur.
Kaynakça

Akın,
Nur, 19. Yüzyılın İkinci Yarısında Galata ve Pera, İstanbul, Literatür
Yayıncılık, 1998.
Belge, Murat, İstanbul Gezi Rehberi, İstanbul, Tarih Vakfı Yurt
Yayınları, 1999.
Eldem, Edhem,
Goffman, Daniel & Masters, Bruce, The Ottoman
City between East and West: Aleppo, Izmir and Istanbul, Cambridge,
Cambridge University Press, 1999.
Gülersoy, Çelik, Tepebaşı: Bir Meydan Savaşı, İstanbul, İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanlığı Kültür İşleri Daire Başkanlığı,
1993.
Groc, G. & Çağlar,
İ., La Presse Française de Turquie de 1795 à Nos Jours: Histoire
et Catalogue, Istanbul, Editions Isis,
1985.

Koleksiyondan
Seçmeler sayfasına dönüş
|