|
Çalışmamız, Osmanlı Bankası'nın kuruluşundan 1930'lu senelere
kadar giriş yapanlar arasında marjinal kalan bir grubu, kadın
personeli incelemektedir. Geç Osmanlı ve erken dönem Cumhuriyet
tarihinin çalkantılı, bir o kadar da zengin ve renkli bir
dönemini teşkil eden bu yılların personel dosyaları, siyasal
ortamın insanın günlük hayatına yansımasını satır aralarından
yakalayabilmemizi sağlamaktadır. Tasnifi tamamlanmış ve araştırmacılara
açılacak olan 6.000 kadar dosya da bu döneme ait olanlardır
(3). İncelenen dönemde kadın çalışanlarının
bütün personele oranı %4'tür. Kadın personelin tümüne ait
toplam 241 dosyanın incelenmesi neticesinde bunların ancak
226'sının fiilen çalıştığını görmekteyiz. Diğerleri ise çeşitli
sebeblerden işe başlamamış veya başvuruları olumlu karşılanmamıştır.
İncelememiz bu 226 dosyayı kapsamaktadır.
Osmanlı Bankası, dönemin çeşitliliğini yansıtacak şekilde
hemen her milletten insanın çalıştığı bir yerdir. Arşivdeki
dosyaları karıştırdığımızda İspanyol, İngiliz, Macar, Yunanlı,
İsviçreli, Avusturyalı, Yugoslav, Suriyeli, Çekoslavak, Mısırlı
ve Filistinli kadınlarla karşılaşılır. Fakat, 1911-1934 seneleri
arasında işe giriş yapan kadınların %55'i Osmanlı veya Türk
vatandaşıdır. Fransızların % 15 ile ikinci sırayı aldıkları
ve onları 1920'lerden itibaren Istanbul'a sığınmış Beyaz Rusların
(%7) ve İtalyanların (%6) takip ettiği anlaşılmaktadır.
Bankada çalışan memurelerin etnik köken ve din dağılımında
da aynı çeşitliliği gözlemlemek mümkündür. Personel dosyalarında
Katolik mezhebine (% 33) bağlı Levantenlerden Marunilere (2
kadın) değin geniş bir yelpazeye tanık olunmaktadır. Bankaya
girmeleri daha sonraki yıllarda gerçekleşse de ikinci önemli
grubu teşkil eden Müslüman kadınlar (% 24), Yahudiler (% 17),
Katolik, Gregoryen veya Protestan Ermeniler (% 6), Ortodoks
Kilisesine bağlı (% 16) Rum veya Rus kadınlar bu yelpazeye
dahil olmaktadırlar.
Bu derece farklı köken ve milletten oluşan kadın personelin
% 76'sının bekar olması gerçekten de çarpıcı. Evli ve dulların
oranı % 5 ila 6 arasındayken, eşinden ayrılmış kadınların
daha düşük bir oranda (% 4) çalışmakta olduğu görülmektedir.
Diğer yandan, bankada çalışırken evlenen kadınlar da % 5 gibi
bir grubu temsil etmektedir. Evli olan veya başından evlilik
geçmiş kadınların yarısının çocuğu bulunmaktadır. Çocuklu
olanların çoğunluğunu oluşturan Müslüman ve Katolik kadınlar
genelde tek çocuk sahibi. İki çocuk sahibi 4 kadın varken,
tüm kadın personel arasında yalnızca dul bir kadının üç çocuğu
var. Ortodoks kadın çocuklu çalışanlar arasında azılığı teşkil
ederken, çocuklu kadın personel arasında Yahudi ve Ermeni
kadınının hemen hemen hiç görülmemesi dönemin farklı aile
yapılarının bir yansıması olarak da algılanabilmektedir.
Farklılık ve çeşitliliğin gözlendiği bir diğer konu ise kadınların
almış oldukları eğitimdir. Gerek evde, gerek dışarıda farklı
eğitim kurumlarında, çoğu zaman da birkaç okul değiştirerek
aldıkları eğitimi sınıflandırmanın imkanını bulamadık. Çoğu
kadın dini okullarda eğitim görürken (Ermeni, Rum, Katolik),
bazıları Alman Lisesi, Amerikan ve İngiliz Kolejleri, Avusturya
Lisesi gibi yabancı okullarda okumuşlar, bazıları ise (20
kadının) eğitimlerinin bir döneminde evde özel dersler almışlardır.
Yahudilerin ise çoğunluğu (37 kadından 24'ü) "iyi anneler
yetiştirmeyi" (4) amaç edinen Alliance
Israelite Universelle (5) okullarında eğitimlerini
sürdürmüşlerdir. Müslümanların ise bir kısmı (12 kişi) Feyziye,
Rüşdiye, Sultaniye mekteplerinden geçmiş, çoğu ise yabancı
veya Notre Dame de Sion, Saint-Joseph, Haydarpaşa Sainte-Euphémie
gibi Katolik okullarına devam etmişlerdir. Bankada bir sure
çalışan Rus kadınları ise daha yüksek bir eğitime sahipler.
Çarlık Rusyası saray erkanı, subay ve üst düzey bürokrat kızlarının
ülkelerinde veya Avrupa'da üniversite eğitimi almış oldukları
gözlenmektedir.
Dönemin Osmanlı Bankası'nda, Fransızca, kullanılan başlıca
dil olmuştur. İşe alınan kadın personelin %95'inin bu dili
konuşup yazdığı görülmektedir. Fransızca'yı bilmeyenleri inceleyecek
olursak Müslüman kadınların % 5'inin bu dili hiç bilmediği,
14'ünün ise az bildiği ortaya çıkmaktadır. Diğer yandan, İngiltere
mandası altında bulunan Jaffa'da çalışan memurelerle, cam
temizliği veya stajyerlere ayrılan lojman görevlisi olarak
çalışan kadınlar bu dili bilmemektedirler. Bankanın personel
giriş formlarında veya teftiş raporlarında konuşulan ve yazılan
dilleri incelediğimizde Türkçe (%65), Rumca (%54) ve İngilizce
(%35) en çok konuşulan diller olarak ortaya çıkmaktadır. Fransızca
ve Türkçe'nin yanında Rumca'nın hemen her dine mensup kadın
tarafından konuşulması günlük hayattaki kullanımının ne denli
yaygın olduğunun göstergesidir. İtalyanca (%19), Almanca (%17),
İspanyolca diye geçen ve Yahudilerin kullandığı Judeo-İspanyolca
(%9) ise daha az konuşulan diller olmaktadır. Ermenice, Jaffa'da
konuşulan İbranice ve "diğer" adı altında değerlendirdiğimiz
Rusça, Rumence, Macarca, Lehçe, Çerkezce belirtilen farklı
diller arasında sayılabilir. Okuryazarlıkta İngilizce %35
ile ikinci sırayı alırken aynen Fransızca gibi konuşanların
bu dili yazmayı da bildikleri gözlenmektedir. Türkçe ise %34
ile İngilizce'nin hemen arkasından gelmektedir. İtalyanca
ve Rumca aynı oranda (% 11) bilinirken, Almanca (%13), İspanyolca
yani Judeo-İspanyolca (%3) ve Ermenicenin (%4) de bilindiğini
gözlemlemekteyiz. Filistin ve Arap topraklarında çalışanların
bildiği diller olan İbranice ve Arapça konuşma dilinde kalmakta
ve İbranice konuşan 4 kişiden biri, Arapça'yı ise konuşan
15 kişiden ikisi bu dili yazdığını belirtmektedir.
İlk işe alınan kadın , 29 Temmuz 1911'de kurulan (6)
"service des dames turques" de -Müslüman Hanımlar
Servisi- hizmet vermek üzere bankaya girmiş ve 1921'e kadar
kesintisiz bu serviste çalışmıştır. Daha önce Galata'da başka
bir bankada, Crédit Lyonnais'de çalışırken, böyle bir servisin
açılacağını duyup Osmanlı Bankası'na başvuran Annette Zundo
Osmanlı vatandaşıdır. 52 yaşında, dul ve bir çocuklu olan
bu kişinin dosyasında Türkçe, Rumca, Fransızca ve İtalyanca
konuştuğu, Fransızca okuryazar olduğu belirtilmektedir. Elimizde
fotografı bulumayan ve 11 altın lira ile işe başlayan Annette
Zundo'nun, sağlık durumunun çalışmasına elvermemesinden dolayı,
1921'de işine banka tarafından son verilmiş, yerine Feride
Şevket Hanım alınmıştır. Aynı zamanda Osmanlı Bankası'na giren
ilk Müslüman kadın olan bu hanım 1921 Ekimine kadar Müslüman
kadınlara gişe hizmeti vermiştir. 1921'de istifa ettiğinde,
banka yetkilileri, yerine başka memur almamış ve lüzumu gittikçe
azalan bu servisi kapatmışlardır.
İncelenen dosyalar arasında en yakın zamana kadar çalışmış
olan kadın, 1930 senesinde giriş yapmış ve çeşitli servis
ve şubelerde çalıştıktan sonra 1964'te Beyoğlu muhasebe servisinde
çalışırken işinden çıkarılmış olan İclal Güral Tolan'dır.
Kadın personelin bankada kalma süresinin ortalama 5,5 sene
olduğu görünmektedir. % 23,45'i bir seneden az çalışırken,
yalnızca 10 kadın (% 0,44) 25 senenin üzerinde çalışmıştır.
En uzun çalışan kişi Adrine Donelyan, 1920'den 1957'ye Merkez
Şube'de görev almış ve 69 yaşında yaş haddinden emekliye ayrılmıştır.
1911'de başlayan Annette Zundo'dan sonra ancak 1917'de bir
kadın işe alınmıştır. Söz konusu olan Rachel Abraham, idari
işler servisinin camlarının temizliği için, vefat eden kayınpederi
yerine 3,5 altın liraya işe alınmış ve 1920'ye kadar görevini
sürdürmüştür. 1918'de ise işe başlayan Marie Schneider bankanın
farklı servislerinde çalışmış ilk kadın olma özelliğini taşımaktadır.
Osmanlı vatandaşı olan Schneider, 30 yaşında işe başlamış
ve 1923'e kadar Merkez Şubede tercüme bürosu, operasyon ve
şubeler teftişinde daktilograf olarak çalışmıştır. Aynı senede
giren Makruhi Şabanyan ise Sıvas şubesinde veznedar yardımcısı
olarak görev almaktadır, daha sonra Istanbul'a gelerek 1924'e
kadar Galata'da kambiyo servisinde çalışmıştır. 1919'dan itibaren
girişler artmış ve böylelikle başta mecburiyetten veya ihtiyaçtan
alınan kadın personelin istihdamı gittikçe önem kazanmıştır.
1919'da işe başlayan 18 kadın arasında 7 Osmanlı, 7 Fransız,
1 Suriyeli, 2 Yunanlı ve 1 İngiliz bulunmaktadır. İlk Müslüman
kadının Osmanlı Bankası'na girmesi için bir sene sonra Şevket
Feride Hanımın'ın işe alınışını beklemek gerekecektir. Her
ne kadar ikinci Müslüman kadın Bankaya 1922'de girmişse de
asıl girişler 1924'ten sonra başlamıştır. 1920'den itibaren
ise, Osmanlı Bankası Istanbul'a sığınan Beyaz Ordu subay eşleri
ve kızlarının ekmek paralarını kazanabilmek için başvurdukları
bir kapıdır.
Kadınların işe başlama yaşı ortalama 25 olmuştur. En gençleri
16 yaşında işe başlarken, banka 50 yaşın üzerindeki başvuruları
da geri çevirmemiş, örneğin biri 50, diğeri ise 58 yaşındaki
Philomene ve Virginie Rigo kardeşlerin her ikisini de işe
almakta herhangi bir sakınca görmemiştir.
Çalışan kadınların çoğunlukta olduğu şehir tahmin edilebileceği
gibi Istanbul'dur (% 68). Voyvoda Caddesi'ndeki Genel Müdürlük
binasında yer alan Merkez Şube (7) kadın
personelin yarısından fazlasını (% 54) barındırırken, Haliç'in
diğer yakasında yer alan Yenicami şubesi % 14 gibi bir oranla
kadın yoğunluğunda üçüncü şube olmuştur. Anadolu'da İzmir,
Istanbul-Yenicami'ye eş bir orana sahipken, Mersin ve Samsun
gibi diğer liman şehirlerinde incelenen dönem içerisinde 5
ila 4 kadına rastlanmaktadır. Aynı senelerde, Türkiye Cumhuriyeti'nin
yeni başkenti Ankara şubesi bile ancak 2 kadın çalıştırmaktadır.
Beyoğlu, Adana, Adapazarı, Bursa, Kastamonu, Edirne, Kırklareli,
Konya, Tekirdağ, Sıvas şubelerinde ise birer kadın görünmektedir.
Osmanlı Bankası yalnızca Anadolu'da değil Amman, Beyrut, Hayfa,
Yafa, Kudüs ve Kahire şubelerinde de kadın personel çalıştırmakta,
özellikle Kahire'de 9 gibi önemli bir sayıya (%4) ulaşmaktadır.
Kadınları hemen her serviste, hesabı cari ve avans, muhasebe,
hukuk işleri, kambiyo, emtia, muhaberat, tercüme, menkul değerler,
tahvilat, istihbarat, personel, emekli sandığında veya genel
müdür sekreteri olarak görmekteyiz. Yaptıkları işler eğitimlerine
göre daktilo, tasnif, kayıt, defter tutma, tercüme, gişe hizmeti,
sekreterlik, kupon sayma türünde işlerdir. İncelediğimiz 226
kadın içinden yalnızca biri, Nihal Rauf Atakan Yenicami şubesinde
1938'den istifasına kadar (8) havale servisinin
şefliğini yürütmüştür. Büyükada ilk mektebinde ve Saint-Antoine'da
(9) 3 sene okuduktan sonra Beyoğlu'nda Sainte-Elisabeth'de
(10) eğitimine devam etmiştir. Kendisi personel
giriş formunda Türkçe, Fransızca ve Rumca'yı konuştuğu, Fransızca
ve Türkçe'de de okuryazar olduğunu belirtiyor.
Osmanlı Bankası'ndaki kadın memurların maaşlarına değinecek
olursak, ödemeler 1949 senesine kadar altın lira (11)
üzerinden yapılmıştır. Kadın personelin ilk girişte aldığı
maaş 6-8 altın lirayı bulmakta, yevmiye ile çalışanlar ise
günde 40 kuruş almaktaydılar. Bu maaş Beyrut'ta 5 altın liraya,
Kahire'de ise 3,38 altın liraya, düşebilmekteydi. Ancak, tabii
ki bu maaş eğitim ve tecrübeye göre değişmekte ve bir Genel
Müdür Sekreterinin maaşı 16 altın liraya kadar yükselebilmektedir.
Kadınların aldıkları maaşları erkeklerinki ile karşılaştırma
zorluğu personel hareketlerinin servis değişimlerini yansıtmasından
ve yapılan işlerin, alınan sorumlulukların açık bir şekilde
belirtilmemesinden kaynaklanmaktadır. Ancak, genelde Yönetim
Kurulu kararlarına bakıldığında erkeklerin de aynı maaşlarla
bankada memur olarak işe başlayabildikleri görülmektedir.
İşten ayrılma nedenlerinin başında işten çıkarılma görünmektedir.
80 kadının (% 35) işine çeşitli nedenlerden dolayı son verilmiştir.
Çalışma veriminin düşük olması, sağlık sorunlarından dolayı
almış oldukları uzun izinlerinin ardından (12)
kadınların işlerine dönmemesi, banka için kişiyi işten çıkarma
nedeni olabilmektedir. Bunların yanısıra, dönemin Genel Müdürü
Sorbier de Pougnadoresse'in 1928'de Konya şubesine yolladığı
yazıda (13) belirttiği gibi, gayrı Müslim
oranının düşürülme zorunluluğu veya şubelerde kadın personel
oranının düşürülme isteği de birer gerekçe olarak kullanılmaktadır.
1925 Martında yenilenen sözleşmeye yapılan ekin 5. Maddesi
uyarınca Osmanlı Bankası'nın 5 yıl içerisinde personelin %
60'ının Müslüman Türklerden oluşturmasını öngörmesi (14)
üzerine, 1929'da Genel Müdür, Istanbul milletvekili Edip Servet'in
Anna Papazian'ın işine son verilmemesi için yazdığı mektuba
cevaben kaleme aldığı yazıda şöyle demektedir: "Kendisini
Bankada tutmamıza imkan yoktur; çünkü sizin de bildiğiniz
gibi, Müslüman Türk personeli işe almak durumundayız. Yine
aynı nedenden dolayı işten çıkarmalar da bu kategoriye girmeyen
personelden yapılmaktadı" (15). İstifa
nedenlerinin başında ise sırasıyla sağlık sorunu, daha iyi
kazanç getiren bir iş (16), ailevi nedenler,
evlilik ve başka bir ülkeye yerleşme yer almaktadır. İçlerinden
biri çalışma ihtiyacının kalmamasından dolayı istifa ettiğini
belirtirken, iki kişi de eğitimlerine devam etmeyi amaçlamaktaydılar.
Son olarak değinmek istediğimiz nokta, Banka personelinin
Genel Müdürlük tarafından en ince detaya kadar takip edildiğidir.
Bu bağlamda, Merkez, personel ile "pederane" bir
ilişki yürütmektedir. Örneğin Osmanlı Bankası, savaş yüzünden
zor durumda kalan personelinin yanında olmuştur. Kadın personel
dosyalarının sayfaları arasında gezinirken Osmanlı Bankası'nın,
İzmir'in 1922'de alınmasıyla birlikte şubede çalışan ve şehri
terk etmek zorunda kalan Fransız Yvonne Albinona, Marcelle
Guys ve Çekoslovak Maritza Aperghi'yi işten çıkarmasına rağmen
içinde bulundukları zor durumu göz önüne alarak, 3 aylık maaşlarını
ikramiye olarak vermeyi kabul ettiğine tanık olunmaktadır.
Her iki tarafın da benimsediği bu "pederane" ilişki,
en belirgin şekilde personelin Osmanlı Bankası idaresine yazdığı
mektuplarda ortaya çıkmaktadır. Hatice Sabiha Hanım Osmanlı
Bankası Müdüriyeti Umumiyesine bonservis talebi için yazdığı
mektupta şöyle demektedir: "benim maişetimi temin edecek
ne pederim, ne biraderim ne de zevcim vardır, kimsesiz bir
kadınım. Onbir yaşında tam tahsil edecek bir sinde (17)
erkek yetim bir çocuk benden ekmek ister. Tahsili için bütün
teferruatına para lazımdır. Zavallı yetim ihtiyaç içinde ağlıyor,
mektep kitaplarının ve sair havayici zaruriyesi çalışmamla
temin olunacaktır çocuk üç gündür aç. Üç dört nüfusun aç kalmasına
sebep oldunuz bu işi bir daha nasıl bulabileceğim." (18)
Personelin hayatının tüm detaylarını aktararak yardım için
yalvarması, Merkezi idarenin de kişinin siciline göre yardım
taleplerini değerlendirmesi "pederane" ilişkiyi
canlı tutan bir mekanizmadır. Bunun bir diğer parçası da teftiş
raporlarının üzerindeki değerlendirmelerdir. Çalışma verimliliği
yanında kişinin karakteri, eğitimi, davranış şekli, hayat
tarzı, şerefi üzerindeki görüşler önem arz etmektedir. Kadınlar
için yapılan değerlendirmelerde karakterde "yumuşak başlı",
"uysal", "yardımsever", "utangaç",
yaşam tarzında "bir genç kızın yaşaması gerektiği gibi"
nitelemeler olumlu sayılmakta, "asi"19, "hareketli",
"sinirli" sıfatları ise olumsuzluk göstergesi olarak
kullanılmakta ve bazı durumlarda kişinin, gişe hizmeti gibi
toplumla iletişimde olacağı görevlere getirilmesini engelleyebilmektedir.
Kadın personel dosyalarından yola çıkarak yaptığımız bu çalışma
kuşkusuz çok daha fazla detaylandırılabilir. Dosyalardaki
farklı bilgiler, farklı şekillerde değerlendirilebileceği
gibi diğer arşiv belgeleriyle karşılaştırılarak bazı konularda
derinlemesine yapılacak çalışmalara açık bir kapı teşkil etmektedir.
Birikimini bizimle paylaşan Prof. Dr. Edhem Eldem'e ve
çalışmamızın alt yapısını sağlayan Osmanlı Bankası Tarihi
Araştırma Merkezi çalışanlarına teşekkürü bir borç biliriz.

Yayınlarımız sayfasına dönüş
NOTLAR 
1 1938'de Türk vatandaşlığına geçerek Leyla
Koydan ismini alır.
2 Edhem Eldem, 135 Yıllık Bir Hazine. Osmanlı Bankası Arşivinde
Tarihten İzler, Istanbul: Osmanlı Bankası A.Ş., 1997, s.263.
3 Liste için bkz. Edhem Eldem, Banque Impériale Ottomane.
Inventaire commenté des archives, Istanbul: Institut Français
d'Etudes Anatoliennes - Banque Ottomane, 1994.
4 Aron Rodrigue, Türkiye Yahudilerinin Batılılaşması, çev.
İbrahim Yıldız, Ankara: Ayraç Yayınevi
5 Fransa'daki varlıklı, orta ve yüksek burjuvaziye mensup
Yahudilerin once Kuzey Afrika, daha sonra da Orta Doğu'daki
Yahudilere Fransız tipi bir modern eğitim götürmek için 1860
yılında kurdukları örgüt. Aykut Kansu, "Türkiye Yahudilerinin
Eğitiminde Modernleşme ya da "Alliance" Okullarının
Türkiye'deki İşlevi", Toplumsal Tarih, İstanbul: Türkiye
Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, Ocak 1998, Sayı 49, Cilt
9, s. 61.
6 OBA CDCR015, Yönetim Kurulu Kararları.1911, 24-29 Temmuz
1911.
7 Banka, Genel Müdürlük ile Merkez Şube arasında sistematik
herhangi bir ayırım yapmamaktadır.
8 10,5 sene çalışmadan sonra, ikinci çocuğunun doğumu ile
birlikte bünyesi işe dönmesini kaldıramadığından 1944'de istifa
etmiştir. OBA, PP175. Personel Dosyası. 25 Aralık 1944 tarihli
mektup.
9 Fransisken rahiplerin 1883'te açtığı Fransız katolik okulu.
Kutluay Erdoğan, "Katolik Okulları", Istanbul Ansiklopedisi,
cilt 4, s.491.
10 1872'den sonra açılan katolik ilkokulu. Aynı.
11 Banka altın lira kurunu 4,10233 olarak hesaplıyordu.
12 Ortalama 5,5 sene çalışmada 3 ay sağlık izni alınmış olduğu
görünmektedir.
13 Fahrunissa Edhem'in işten çıkarılmasının nedenini bildirmektedir:
"...işten çıkarılma nedeni personelin yeniden organizasyonu
ve bunun sonucunda şubelerimizde olabildiğince az kadın personel
bulundurmayı tercih ettiğimizdendir." OBA, PP208.
14 Aynı madde, Müslüman personelin maaşının toplam maaşın
% 40'ına ulaşmasını öngörmektedir.
15 PP154, Personel Dosyası. Anna Papazian.
16 Özellikle Müslümanlar yeni kurulan bankalarda veya devlet
dairelerinde daha iyi bir iş bulma imkanlarını yakalayabiliyorlardı.
17 Metinden aynen alınmıştır.
18 OBA, PP209. Personel dosyası. Hadidje Sabiha. 21.12.1930
tarihli mektup.
19 Mevhibe Celaleddin [Yazla] örneği için bkz. Edhem Eldem,
135 Yıllık Bir Hazine. Osmanlı Bankası Arşivinde Tarihten
İzler, s.286.
|